BALKANLARBÖLGESEL ANALİZLERSİZDEN GELENLER

Romanya ve Bulgaristan’ın Avrupa Birliği Üyelikleri ve Sorunlar

Bu çalışmada Romanya ve Bulgaristan’ın üyelik süreçleriyle birlikte, üyelik sonrası birliğin yaşadığı sorunlar ve bu sorunlar kapsamında birliğin bu genişlemeden çıkardığı dersler göz önüne alınarak bundan sonraki genişlemeler için muhtemel çözüm önerileri tartışılacaktır.

BUKET ÖKTEN

Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Avrupa Birliği ve Uluslararası Ekonomik İlişkiler

Romanya ve Bulgaristan, beşinci genişleme ikinci dalga kapsamında Avrupa Birliği’ne üye olarak katılan son iki devlettir. Her ne kadar önce planlandığı şekilde 2004 yılında birliğe katılan 10 Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri ile birlikte üyelik müzakerelerine başlamış olsa da bu iki ülke özellikleri itibarıyla diğer 10 üye ülkeden farklıdır. Birliğin ekonomik ve diğer sorunlarla boğuşan en zayıf iki ülkesi olan Romanya ve Bulgaristan ile ilgili sorunlar ve tartışmalara devam etmektedir. Bu çalışmada Romanya ve Bulgaristan’ın üyelik süreçleriyle birlikte, üyelik sonrası birliğin yaşadığı sorunlar ve bu sorunlar kapsamında birliğin bu genişlemeden çıkardığı dersler göz önüne alınarak bundan sonraki genişlemeler için muhtemel çözüm önerileri tartışılacaktır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesi Avrupa kıtası açısından gerçek bir dönüm noktasıdır. Yarım yüzyıllık bölünmüşlüğün sona ermesi tüm Avrupa’da coşkuyla kutlanmasıyla birlikte kendi iradelerine bağlı olmadan, Avrupa bütünleşmesin dışında kalan Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri (MDAÜ) ile Malta ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi AB üyesi olmak için hemen başvuruda bulunmaya başlamıştır. Ancak ilk günlerin heyecanı zamanla yerini genişlemenin bedeli derinleşme olmamalı düşüncesine bırakmıştır. Hem aday ülkelerin nitelik ve nicelikleri hem de Avrupa bütünleşmesinin ulaşmış olduğu derinlik açısından daha önceki genişlemelerden çok farklı olan beşinci genişleme süreci aday ülkeler açısından da AB açısından da oldukça sancılı geçmiştir. Genişlemeyi hazmedebilmesi için AB’nin kurumsal yapısı değiştirilmiş ve karar alma mekanizmaları yeniden düzenlenmiştir. Aday ülkeler ise toplumsal yaşamın hemen her alanı yeniden düzenlemişlerdir. Böylece 1998 yılında Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle, 2000 yılında ise Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Romanya ve Slovakya ile başlayan müzakereler, Bulgaristan ve Romanya dışındaki diğer ülkelerin 1 Mayıs 2004′te AB’ye katılımlarıyla sonuçlanmıştır. Bulgaristan ve Romanya ise yolsuzlukla mücadele konusundaki eksikliklerini tamamlayarak 1 Ocak 2007′de Birliğe üye olmuştur. Böylece, Avrupa Birliği’nin üye sayısı 27′ye ulaşmıştır. Bu genişlemenin diğer genişlemelerden farkı sayı olarak daha fazla ülkenin bir anda üye olması, bölgede çeşitliliğin artması ve sınırların daha farklı biçimde genişlemesidir. Bu genişleme AB’yi ayrıca yeni bir faaliyet ölçeğine taşımıştır. AB’nin kıta ölçeğinde faaliyet göstermesi, bu fırsatı iyi değerlendirdiği takdirde, daha iyi işleyen, vatandaşlarına daha iyi hizmet sunan ve dünya meselelerinde daha fazla söz sahibi olan bir kurum haline gelmesine katkıda bulunacağı düşünülmüştür.[1] Ne var ki Bulgaristan ile Romanya beşinci genişleme dalgasının farklılık arz eden iki ülkesidir. Ekonomik olarak birliğin en zayıf iki ülkesi olmaları yanı sıra bu ülkelerde yaşanan yolsuzlukla ilgili problemler üyeliğin üzerinden beş yılı aşkın bir süre geçtiğinde Avrupa Birliği’ne yanlış bir karar alıp almadığını sorgulatacak bir ortam yaratmıştır. Birçok görüş, Romanya ve Bulgaristan’ın birliğe hazır olmadığı halde üye yapıldığı yönündedir.[2] Üyeliklerinin beşinci yılı doldurulurken Romanya ve Bulgaristan, yolsuzluk ve ekonomi ile ilgili sorunları tümüyle çözememiş durumdadır.[3]

1)      ROMANYA VE BULGARİSTAN’IN AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYELİK SÜRECİ

Romanya ve Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne girişi her ne kadar 2004’te yaşanan beşinci genişlemenin bir parçası gibi görünse de aslında tek başına incelemeye değer farklı bir genişleme süreci olarak değerlendirilmelidir. 2007 genişlemesi ya da altıncı genişleme olarak adlandırılabilecek bu yeni genişleme ile AB’nin sınırları ilk defa Karadeniz’ e kadar uzanmıştır.[4]  Romanya ve Bulgaristan’ın üyelik süreçleri baştan beri çeşitli çelişkileri içinde barındırmaktadır. Öncelikle bu iki ülkenin üyeliklerinin daha çok siyasi sebeplerle gerçekleştiği savunulmaktadır. Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerini bu genişlemeler kapsamında bölmemek bu sebeplerden biridir.[5] Avrupa Komisyonu’nun genişleme sürecinde kaydedilen ilerlemeye ilişkin strateji belgesindeki notta Bulgaristan ve Romanya hakkında şu ifadeler yer almıştır; ekonomik reformlarda veya taahhütlerin yerine getirilmesine yaşanan gecikmeler siyasi düzeyde gönderilecek erken uyarı mektupları ve Konsey’e raporlama yoluyla bildirilecektir. Ciddi sorun yaşanması halinde Antlaşmada yer alacak genel ekonomik, iç pazar ile adalet ve içişleri alanları için saptanacak üç adet korunma (safeguard) hükmü işletilecektir. Müzakerelerin bitişi ile katılım arasında uzun bir süre bulunduğu ve yerine getirilmesi gereken taahhütlerin çokluğu nedeniyle Komisyon Katılım Antlaşmasının spesifik bir korunma hükmü içermesinden yanadır. Müzakerelerde Bulgaristan tarafından kabul edilmiş bulunan bu hüküm Romanya’ya da uygulanacaktır. Bu kapsamda, Komisyon Katılım Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden önce üyelik kriterlerini karşılamada ciddi eksiklik tespit edilmesi halinde üyelik tarihini bir yıl geciktirmeyi tavsiye edebilecektir.[6]        Bu koşullar altında Romanya ve Bulgaristan, üyeliğe hazır olup olmadıklarının hala tartışıldığı bir ortamda birliğe üye olmuşlardır.

Bu tartışmaların sebebi bu iki ülkenin AB ülkelerinin gelişmişlik düzeyine göre geri olmalarıyla birlikte yaşadıkları bir takım sorunlardır. Uluslararası kuruluşların verilerine göre, Bulgaristan’da çocuklar uyuşturucu satmakta, fahişelik yapmakta ve örgütlü çetelere katılmaktadır. Çocuk fahişelerin önemli bir bölümü çingenelerdir. Bulgaristan, çocuk ve genç kızların kaçırılması konusunda önemli bir aktarma ülkesi konumundadır. Romanya’da ise çalışan çocuklar ve sokak çocukları ciddi bir toplumsal sorun konumundadır. Ağırlıklı olarak Çingene kökene sahip çocuklar örgütlü suça teşvik edilmektedir. Fahişelik ve genç kızların diğer cinsel yollardan sömürülmesi, ülkedeki en önemli sosyal sorunlardan birisidir. Eski Sovyet Cumhuriyetleri’nden gelen çocuklar buradan Avrupa’ya, Ortadoğu’ya, Uzakdoğu’ya ve Amerika’ya kaçırılıyor ve burada fahişeliğe zorlanmaktadır. Her iki ülkedeki bu acı tablo UNICEF, UNOHCHR ve AGİT-ODIHR raporları ile sabittir.  Ancak Bulgaristan ve Romanya bütün bu noksanlıklara rağmen birliğe tam üye olmuşlardır. Çünkü Komisyon “ahde vefa” ilkesi uyarınca verdiği sözü tutmuştur. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier bu süreç hakkında; “bu ülkelerde hukuk alanında ve rüşvete karşı mücadelede hala bazı eksiklikler olduğunu”, ancak “Bulgaristan ve Romanya’da sağlanan ilerlemeler bu ülkelerin Birliğe alınmalarını haklı kıldığını” söylemiştir [7].  Her ne kadar Romanya ve Bulgaristan 2007 yılında birliğe tam üye olmuşlarsa da; bu üyelik birliğin sağladığı tüm avantajlardan yararlanma hakkını beraberinde getirmemiştir. Serbest dolaşım hakkı sınırlı, bazı gıdaların ihracı ise yasak olacaktır. Birliğin vaat ettiği yardım fonu ise yolsuzlukla mücadelede istenilen gelişme yaşanana kadar kesintiye uğrayacaktır.[8]

1.1.BULGARİSTAN’IN ÜYELİK SÜRECİ

Bulgaristan ile Avrupa Birliği’nin ilişkileri ilk olarak 8 Ağustos 1988 tarihinde başlamıştır.  Bunu takiben Mayıs 1990′da işbirliği anlaşması imzalanmış, 1 Mart 1993 tarihinde ortaklık anlaşmasının imzalanmasıyla Bulgar mevzuatının topluluk mevzuatına uyumu için çalışmalar başlamıştır. 1 Şubat 1995 tarihinde yürürlüğe giren bu anlaşma Bulgar endüstri ürünlerinin AB ihracatına serbestçe girebilmesine olanak sağlamıştır ve AB ürünlerinin Bulgaristan’a ihracatına yönelik kısıtlamalar ise aşamalı şekilde 2002 yılına kadar kaldırılmıştır. Bulgaristan’ın AB’ye üye olmak için başvuru yaptığı tarih 14 Aralık 1995 olup, AB Komisyonu görüşünü 15 Temmuz 1997′de açıklamıştır. Bulgaristan, Gündem 2000 Belgesinde ikinci grup aday olarak açıklanmıştır. Komisyon Bulgaristan üzerine hazırladığı 1999 tarihli düzenli raporunda üyelik müzakerelerinin 2000 yılında başlayabileceğini belirtmiştir. Devlet ve Hükümet Başkanları, Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi’nde tam üyelik müzakerelerinin başlamasına karar vermiş, resmi olarak 15 Şubat 2000′de başlamıştır. 31 başlıktan 26 tanesinde görüşmeler 5 Kasım 2003 itibariyle bitirilmiştir. Komisyon, Kasım 2002′de tam üyeliğe hazır olabilmeleri için gerekli olan yol haritalarını hazırlamıştır. Aralık 2000 tarihinde Kopenhag Zirvesi’nde Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından bu yol haritaları kabul edilmiştir.[9] Adaylık süresi boyunca Komisyonun Bulgaristan için hazırladığı ilerleme raporlarında üzerinde durulan gelişmeler; Kopenhag Kriterlerini oluşturan siyasi kriterler, ekonomik kriterler ve topluluk müktesebatının yerine getirilmesine dair beklentilerdir. Bu kapsamda ilerleme beklenilen konular şunlardır: idari mekanizmanın modernizasyonu stratejisinin yürürlüğe konması ile ilgili bir eylem planı ve programı, hukuki yapının genel reformu, hâkim ve savcıların statüsüyle ilgili olarak Anayasada değişiklik yapılması, yolsuzlukla mücadele, çocukların ve engellilerin hakları, fırsat eşitliği ve ayrımcılıkla mücadele, çingenelere karşı ayrımcı tutumun sona erdirilmesi. Ekonomik olarak bakıldığında ise Bulgar ekonomisi yakın vadede birlik içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı mücadele etme durumundadır. Ayrıca ekonomik aktörlerin daha istikrarlı ve daha öngörülebilir bir çerçevede gelişebilmeleri için idari ve hukuki sistemin etkinliğinin güçlendirilmesi uygun olacaktır. [10]

1.1.ROMANYA’NIN ÜYELİK SÜRECİ

Romanya ile AB arasında kurumsal ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olan Avrupa anlaşması 8 Şubat 1993 tarihinde imzalanmış olup, 1 Şubat 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma ayrıca Romanya ile birlik arasında bir serbest ticaret bölgesi kurulmasını öngörmektedir. Romanya, üyelik başvurusunu Bulgaristan’dan kısa süre önce 22 Temmuz 1995 tarihinde yapmıştır. Komisyon bu başvuru ile ilgili görüşünü 15 Temmuz 1997′de açıklamıştır. Romanya ile de müzakerelerin başlatılma kararı Bulgaristan ile olduğu gibi Aralık 2002 Helsinki Zirvesi’nde alınmıştır. Resmi olarak görüşmeler 15 Şubat 2000′de başlamıştır. 31 başlıktan 20 tanesi ile görüşmeler geçici olarak 5 Kasım 2003′te kapanmıştır. Bulgaristan ile olduğu gibi Romanya için de Komisyon Kasım 2002′de yol haritası hazırlamıştır.[11]

2)       ROMANYA VE BULGARİSTAN ÜYELİĞİ SONRASI AB’NİN SORUNLARI

2.1.Ekonomik Sorunlar

Beşinci genişleme, bir bölgesel blok olarak AB’nin hem dünya ekonomisindeki yerini hem de ABD ve Japonya karşısındaki konumunu değiştirmiştir. Bir taraftan AB, en önemli ticaret ortağı olan ABD ve Japonya karşısında daha güçlü bir konum elde etmeye çalışırken; diğer taraftan ABD de bu genişlemeden bazı avantajlar elde etmiştir. Son genişleme, AB’nin dünya ile olan ticaretini azaltmıştır. Bunun nedeni, genişlemenin ticaret yaratıcı etkisi olabilir. Genişlemeden önce AB’nin on yeni üyesi ile yaptığı ticaret, dış dünya ile yaptığı ticaret olarak kabul edilirken; genişlemeden sonra, bu ülkelerle yaptığı ticaret topluluk içi ticaret haline dönüşmüştür. Sonuç olarak; beşinci genişleme AB’nin ABD ve Japonya karşısındaki durumunu değiştirerek, dünya ekonomisi üzerindeki konumunu etkilemiştir. Genişleme, dünya nüfusu ve dünya geliri içinde AB’nin payını artırarak ABD ve Japonya karşısında daha büyük bir güç haline gelmesini sağlarken; kişi başına gelir, işsizlik oranı ve dünya ticareti içindeki pay gibi göstergeler açısından AB ortalamalarının kötüleşmesine yol açmıştır.[12] (Ek 1)

Bulgaristan ve Romanya ekonomik açıdan AB’nin en fakir iki ülkesidir. Her iki ülkede de AB’ye ekonomik entegrasyon ağır ancak düzenli bir şekilde ilerlemektedir. Her iki ülke üyelik öncesinde, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin almış olduğu yatırımların çok gerisinde bir YDY (yabancı doğrudan yatırım) almışlardır. YDY girişi diğer ülkelerin aksine üyelik sonrasında hızlanmıştır. Romanya ve Bulgaristan ihracatlarını hızlı bir şekilde arttırmaktadır. Her iki ülke son on yıllık dönemde yüksek büyüme hızlarına ulaşmışlardır. Bu sayede AB ortalamasına ulaşmaları çok uzun zaman almayacakları düşünülmektedir.[13]

2.2.Yolsuzlukla Mücadele

Yolsuzluk genel olarak; dış gözlemciler tarafından olumsuz, yani sapkın davranış, kanun ihlali, kültürel geri kalmışlık, profesyonellik eksikliği gibi yorumlanır. Sosyolojik bakış açısından ise, yolsuzluk, sonunda yol açacağı olumsuz toplumsal etkiler göz ardı edildiğinde, toplumsal bir soruna “çözümü” temsil edebilir. Örneğin, Romanya ve Bulgaristan gibi toplumlardaki insanlar, yolsuzluğu, dönüşüm döneminin değişen gerçekleriyle başa çıkmak için kullanmaktadır. Yolsuzluk, pazar ekonomisine geçişle birlikte görülen adaletsizlik, eşitsizlik, yeni sınıf oluşumu gibi bütün olumsuz etkilere işaret etmektedir. [14]

Romanya ve Bulgaristan 2007 yılında Birliğe kabul edilirken daha önce hiçbir üye ülke için öngörülmeyen bir izleme mekanizmasıyla tanışmıştır. Bunun başlıca sebebi, Romanya ve Bulgaristan’da yolsuzluk ve organize suçlarla mücadelede sistematik ve yaygın eksikliklerin var olması ve ceza adalet sisteminin henüz AB standartlarıyla uyumlu hale gelmemesidir. Bu çerçevede Bulgaristan ve Romanya, Avrupa Komisyonu tarafından izlenmekte ve altı ayda bir bu ülkeler hakkında rapor hazırlanmaktadır. Bu raporlama süreci dört yılı aşkın süreden beri devam etmekte olup; her iki ülke açısından bu alanlarda yeterli ilerlemenin görülmediğinden izleme mekanizmasının devam etmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu, AB çapında yolsuzlukla mücadeleyi artırmak üzere tüm ülkeleri kapsayacak bir izleme sisteminin kurulmasına ihtiyaç olduğu düşüncesindedir. Bu düşüncesini Parlamento 6 Mayıs 2010’da kabul ettiği yolsuzlukla mücadeleye dair Deklarasyonda ifade etmiştir. AB Komisyonu İçişleri Komiseri Cecilia Malmström da, Komisyonun aynı konudaki tutumunu ortaya koymuştur. Sağlıklı bir izleme mekanizmasının hayata geçirilmesi halinde, üye ülkelerin yolsuzlukla mücadeledeki örnek uygulamalarını ve yetersizliklerini net olarak görmek mümkün hale gelecektir. Bu çerçevede Komisyon, üye ülkelerden alacağı bilgilerden yararlanarak yolsuzlukla mücadele konusunda 2013 yılından itibaren bir rapor hazırlamaya başlayacaktır. Yolsuzlukla mücadelenin küresel seviyede izlenmesi konusunda en deneyimli sivil toplum örgütlerinden olan Uluslararası Şeffaflık Örgütünün her yıl yayınladığı yolsuzluk algılama endeksine göre, Avrupa Birliği’nin en kötü karnesi Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dadır. Ekonomik göstergelerinde hile yaparak Avrupa Birliği’ni uzun yıllar kandırmayı başaran Yunanistan şu anda 3.5 puanla Çin ve Kolombiya’dan sonra 78inci sıradadır. Bulgaristan’ın puanı ise AB’ye girmeden önce 4.0 iken AB üyesi olduktan sonra 3.3’e düşmüştür.[15] Bu endekse göre dünya sıralamasında Bulgaristan 86, Romanya ise 75. Sıradadır. Yani Avrupa Birliği üyesi olmak ülkede yolsuzluğu azaltmamıştır.[16]

3)      SON GELİŞMELER VE YENİ GENİŞLEMELER ÖNCESİ AB’YE ÖNERİLER

3.1.  Son Gelişmeler 

Romanya ve Bulgaristan’ın birliğe üyeliğinin beşinci yılı doldurulurken, gündemde olan sorunlardan biri bu iki ülkeye uygulanan Schengen vetosudur. 1985 yılında imzalanan Schengen Anlaşmasını uygulayan yirmi beş  Avrupa ülkesinin topraklarını kapsayan Schengen bölgesi; alan içinde ve dışında seyahat edenler için tek bir devlet gibi bir sınır kısıtlaması olmaksızın dolaşım imkânı sağlamaktadır. Bir ülkenin Schengen’e kabul edilmesi, bu sisteme dâhil olan AB Konseyi üyelerinin oy birliği ile alacağı karara bağlıdır. Bu karar verilmeden önce Avrupa Parlamentosu’na da danışılmaktadır. Avrupa Parlamentosu çoğunluk itibariyle, Romanya ve Bulgaristan’ın Schengen’e muhtemel üyeliği önünde herhangi bir engelin olmadığı görüşündedir. Bakıldığında her iki ülkenin de Schengen kriterlerini yerine getirmiş olduğu Komisyon tarafından da ortaya konulmaktadır. Bu kriterler temelde, kişisel verilerin korunması, polis ve gümrük işbirliğinin tesisi ve sınır kontrolünün etkili bir şekilde yapılmasıdır. İzleme mekanizması ile Schengen arasında da resmi bir bağlantı bulunamamaktadır. Dolayısıyla, bu iki ülkenin Schengen’e kabul edilmeleri önünde mevcut kurallar çerçevesinde bir engel gözükmemektedir. Ancak, sorun izleme mekanizmasını yani yolsuzluk ve organize suçlarla mücadelede görülen eksiklikleri Schengen’le ilişkilendirmek isteyen üye ülkelerin var olmasından kaynaklanmaktadır. Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya ve İngiltere genel anlamda bu görüştedir. Ayrıca, Schengen bilgi sisteminde bulunan hassas kişisel bilgilerin Bulgar mafyasının eline geçebileceği ihtimali dahi dillendirilmektedir. İç sınırların ortadan kalkması neticesin artan polisiye işbirliği ihtiyacını gidermek üzere kurulan Schengen Bilgi Sisteminde, yasadışı göçmenler, kayıp şahıslar, aranan şahıslar, çalıntı araçlar, suç işlediğinden şüphe edilen kişiler, ülkeye girişi ya da kalması uygun görülmeyen üçüncü taraf ülke vatandaşlarına ait bilgiler bulunmaktadır. Bu konu nihayetinde siyasi bir karar gerektirdiğinden üye ülkeler arasında yapılan pazarlık ve değerlendirmeler önem kazanmaktadır.

AB çatısı altında geçen beş yılı değerlendirirken Bulgaristan; AB üyeliğinin, genel olarak üretim, yönetişim ve diğer pek çok alanda daha fazla güvenlik sağladığını düşünmektedir. Yetkililere göre bu konudaki en önemli kazanımlardan birisi, serbest dolaşım imkânıdır. Bu sayede tüm Bulgaristan vatandaşları, Avrupa’daki herhangi bir ülkeye gidip orada belli bir süre kalma imkânına sahiptir. Ancak AB çatısı altında geçen beş yılda,  çoğu vatandaşın yaşam standartlarında pek bir iyileşme olmamıştır. AB yardımı olarak yüzlerce milyon avro almasına rağmen, Bulgaristan, tıpkı üyeliğe kabul edildiği ilk yılda olduğu gibi, bugün de Birliğin en yoksul ülkesi konumundadır. Yine de AB üyeliğinin, Bulgar yetkilileri Birliğin yasal gerekliliklerini yerine getirmeye zorlayacağı ve bunun da herkes için olumlu olacağı düşünülmektedir. Yapılan pek çok kamuoyu araştırmasına göre, Bulgarlar Avrupalıları kendilerinden daha iyi, ahlaklı ve çalışkan bulduklarını belirtmektedirler. Bulgarların AB’yi istikrar sağlayıcı bir etken olarak görmelerinin sebebi de bu görüştür. Halk, Avrupa ile bütünleşme sürecine inanmakla birlikte yerel yetkililerden çok yabancı yetkililere güvenmektedir. Ülkede tüketicilerin, insan sağlığını doğrudan etkileyen gıda kalitesi gibi konular başta olmak üzere, pek çok alanda artık daha talepkar olmayı öğrenmişlerdir. Halk, adalet sisteminde reform istiyor ve sürecin her aşamasını takip etmektedir. Ayrıca polis eliyle yapılan zulümlere de daha az insan boyun eğmektedir. Bulgarlar artık komünizmi hiç yaşamamış şanslı ülkelerde görülen demokratik refleksleri kazanmaya; kendi hakları ve demokrasi için mücadele etmeye başlamıştır. Eski AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına kıyasla, bu konuda yeterince etkin olabilmek için henüz önlerinde uzun bir yol olmakla birlikte artık hukuk devletinin anlamını ve sahip oldukları hakları anlıyor ve hayatın her aşamasında bunlardan yararlanabilmek için mücadele etmeleri biliyorlar. Bulgaristan’ın hâlâ karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri, 2007 yılında ülkenin yolsuzluk ve organize suçla mücadele konusundaki çalışmalarını denetlemek üzere oluşturulan özel mekanizmanın kaldırılmasıdır. [17]

Komşu ülke Romanya’daki yetkililer ise, katılımın üzerinden geçen beş yıllık sürece ilerlemenin hâkim olduğunu düşünmektedirler. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ülke olarak kaydettikleri gelişimin oldukça etkileyici düzeyde ve çevreden tarıma, – henüz bazı kısıtlamalar yerinde durmakla birlikte – emek piyasası serbestliğinden insan haklarına kadar pek çok alanda kendini hissettirdiğini söylüyor. Bir diğer önemli adımın da, Romanya’nın, Avrupa’nın karar verme sürecine katılımıdır. Yerel ve merkezi kararlar artık Brüksel’e gitmesiyle ülke, yavaş yavaş bu mekanizma içindeki konumunu belirlemektedir. AB üyeliğinin sağladığı diğer avantajlar, ülkenin kalkınıp modernleşmesine katkı sağlayan AB fonlarına erişim imkânı, Avrupa emek piyasasındaki fırsatlardan yararlanma imkânı, seyahat serbestliği ve AB üyesi ülkelerde eğitim fırsatlarına erişim imkanıdır. Bu süreçte elde edilen kazanımların en büyüğü, AB’nin ülkeyi içine çekmeye çalışan düzenidir. Özellikle yolsuzlukla mücadele ve adalet reformu alanlarında Romen halkı için büyük bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Ne var ki iki ülke içinde geçerli olan görüş, Avrupalılaşmanın bir noktaya kadar olduğu yönündedir.[18]

3.2.Yeni Genişlemeler Öncesi AB’ye Öneriler

Öncelikle on MDAÜ, sonrasında da Romanya ve Bulgaristan genişlemesi sonrası yaşanan sorunlar göze alındığında; muhtemel yeni genişlemeler öncesi AB’ye bazı öneriler sunmak mümkündür. Bunlardan ilki sürdürülebilir bir reform kültürü oluşturulmasıdır. Burada kastedilen, aşılması gereken süreç sadece üyelik öncesi katı katılım koşullarını yerine getirmek değil; gerçekleştirilen reformları başarılı şekilde devam ettirebilmektir. İkincisi ise önceden kesinleştirilmiş bir katılım tarihi vermekten kaçınılmasıdır. Siyasi ve ekonomik reformların süreçleri belirsizdir ve belli bir zaman dilimine sığdırılmaya çalışılmaları başarısızlıkla sonuçlanmalarına neden olabilir. Bu sebeple Romanya ve Bulgaristan örneklerinde olduğu gibi önceden sabitlenmiş katılım tarihlerinden kaçınılmalı; bunun yerine her ülkenin kendine uygun reformları gerçekleştirmesine bağlı olarak katılım tarihi sürecin sonunda belirlenmelidir. Bir başka öneri daha fazla odak, daha az öncelik olmalıdır. Çok fazla öncelik aday ülkenin önüne konulduğunda her birine gerekli ve yeterli şekilde odaklanmak mümkün olmamaktadır. Daha az ve daha net öncelikler belirlenip bunlara odaklanıldığında; çalışma süreci ve yönetimi daha önemli hale gelmektedir. Örneğin yargı sistemi ile ilgili düzenlemeler daha önceliklidir. Kamu sektöründe üretim ve maaşların arttırılması yolsuzlukla mücadelede etkili olabilir. Tüm aday ülkeler reformları uygulamakla yükümlü olmakla birlikte; AB katkısı burada çok önemlidir. Ancak AB katkısı bir tekel niteliğinde değildir; ABD, OECD, EBRD, EIB, Dünya Bankası gibi çeşitli ülke, uluslar arası kuruluşlar ve finans kuruluşları da bu konuda yardımcıdır. Böylelikle aday ülke farklı öneriler dâhilinde daha geniş şekilde süreci değerlendirebilme şansına sahip olabilir. Komşu ülkeler ve bölgedeki ülkelerle işbirliğinin arttırılması önemlidir. Örneğin beşinci genişleme dalgasında birliye üye olan on ülke ile sürekli işbirliği halinde olunması önemlidir. AB genişlemesi konusunda bir başka önemli nokta ise Avrupa halkının bilinçlendirilmesidir. Üyeliğin neden önemli ve neden gerekli olduğu; hem aday ülke hem de birliğin gerekli organlarınca halka anlatılmalıdır. Medya, işçi sendikaları, çeşitli meslek grupları bilinçlendirilmesi gereken öncelikli hedef gruplarıdır. Bu noktada şu göz önüne alınmalıdır ki insanlar böylesi muhtemel bir üyeliğin daha çok günlük hayatlarını etkileyecek faktörler üzerinde durmaktadırlar: işsizlik, ekonomik gelişme, göç, serbest dolaşım ve yeni iş imkânları gibi. Son olarak, aday ülke ile AB arasında güven inşa edilmesi konusu önemlidir. AB’nin önceki genişlemelerden aldığı dersler dâhilinde şunu söylemek mümkündür ki; önceden bir katılım tarihi belirlenmiş olsa bile eğer aday ülke ihtiyaç duyarsa süreç ertelenebilir. Romanya ve Bulgaristan’ın üyelikleri örneğinde şu problem gündeme gelmişti: Konsey daha birkaç temel reform gerçekleştirilmeden üyelik için tarih vermiştir ve bunun sonucu olarak da bilindiği üzere bu iki ülke hazır olmadıkları bir ortamda ve zamanda birliğe üye olmuşlardır.[19]

SONUÇ

1 Mayıs 2004’te tarihinin en kapsamlı genişlemesini geçiren AB, on MADÜ üyeliğinin ardından bu genişlemenin devamı, ikinci dalga olarak nitelendirilen 2007 Bulgaristan ve Romanya’nın katılımı ile birlikte büyük değişikliğe uğramıştır. Beşinci genişleme dalgası ikinci bölümde AB’ye dâhil olan son iki üye Romanya ve Bulgaristan’ın üyelik süreçlerinin ve AB’nin bu üyelikler sonucu yaşadığı sorunların tartışıldığı bu çalışmada; bu iki ülkenin üyeliklerinin aslında siyasi sebeplerle olduğu görülmüştür. AB, aslında hazır olmadığı halde bu iki ülkeyi birliğe üye yapmış, bu üyeliği bir nevi borç saymıştır. Bulgaristan ve Romanya, 2004′te birliğe üye olan on MDAÜ’nin devamı niteliğindedir ve ekonomik durumlarının yetersizliği yanı sıra yolsuzluk vb. konularda yaşadıkları iç sıkıntılara rağmen birliğe üye yapılmışlardır. Hazır olmadığı halde birliğe üye yapılan bu iki ülkenin yarattığı sorunlar, AB için bundan sonraki genişlemelerde aynı sorunların yaşanmaması için yol gösterici olabilir. AB’nin beşinci genişlemesi, birlik ekonomisinde farklılıklar yaratmıştır. Birliğin dünya ekonomisinde payı artmasına ve daha büyük çapta bir yapı haline gelmesine rağmen; yeni üye olan ülkeler ekonomik olarak birlik ortalamasının altında olduğundan ortalama işsizlik ve milli gelirde düşüş yaşanmıştır. Ayrıca bu yeni genişleme ile birlikte AB, ABD ve Japonya gibi en önemli rakiplerinin gerisine düşmüş bu ülkelerle ticareti azalmıştır. Bunun sebebi de birlikteki ülke sayısının bir anda 15 ten 27’ye çıkmasıyla birlik içindeki ticaret artmış; birliğin diğer ülkelerle ticareti ise azalmıştır. Sonuç olarak tarihinin en büyük genişlemesinden AB’nin çıkaracağı derslerden biri kati belirlenmiş üyelik tarihlerden kaçınmaktır. Bunun yerine ülkenin uyum sürecinin gidişatına göre üyelik tarihinin belirlenmesi daha akılcıdır. Ayrıca, aday ülkelerden beklenilen önceliklerin sayısı azaltılıp niteliğini geliştirmeye çalışmak gereklidir. Avrupa Birliği konusunda halkın bilinçlendirilmesi, üye olacak ülke açısından ve AB açısından uzun vadede faydalı olacaktır.

[1] Kok, Wim. (2003) Avrupa Birliği’nin Genişlemesi Başarılar ve Zorluklar. (Avrupa Komisyonu’na Sunulan Rapor), sf. 10

[2] Dinç, Cengiz (2011). “Avrupa Birliği’nin Beşinci Genişlemesi: Ana Temalar ve Faktörler”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi, 6:2, sf. 216.

[3] Spendzharova, Aneta B. & Vachudova, Milada Anna (2012): “Catching Up? Consolidating Liberal Democracy in Bulgaria and Romania after EU Accession”, West European Politics, 35:1, 55

[4] Phinnemore, David (2009): “From Negotiations to Accession: Lessons from the 2007 Enlargement”, Perspectives on European Politics and Society, 10:2, s. 240

[5] Crombois Jean, (2008) “Corruption and Populism in Bulgaria.” Contemporary Review, s. 458

[6] Avrupa Komisyonu’nun Genişleme Sürecinde Kaydedilen İlerlemeye İlişkin Strateji Belgesi Hakkında Not, www.ekonomi.gov.tr

[7] Avrupa Genişledi Ama Büyümedi, www.diplomatikgozlem.com, 10 Ocak 2007

[8] Bulgaristan ve Romanya AB üyesi oldu, www.ABHaber.com

[9] Tezcan, Ercüment. (2004) “Avrupa Birliği’ne Katılma Yolunda Bulgaristan, Romanya ve Türkiye: Komisyonun 2003 İlerleme Raporları Işığında Bir Karşılaştırma”, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi, 3:2, s. 97-98

[10] Tezcan, a.g.m, s.102

[11] Tezcan, a.g.m, s.98-99

[12] Atik, Hayriye. (2006). “Beşinci Genişlemenin Avrupa Birliği’nde Yol Açtığı Ekonomik Dönüşümler ve Türkiye.” Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 21, s.176

[13] Eren, Mesut. Romanya ile Bulgaristan’ın AB’ye ekonomik entegrasyonu. 2.Uluslararası Balkan Kongresi

[14]  Giannakopoulos, Angelos. (2010) “Yunanistan ve Türkiye’deki Yolsuzluk Algıları ve Bu Algıların Yolsuzlukla Mücadele Politikaları Üzerindeki Etkisi” Turkish Journal of Business Ethics:3, s.3

[15] Corruption Perception Index 2011

[16] Ersoy, Ömer, Romenler ve Bulgarlar AB Vatandaşı Olacak mı?, www.sde.org.tr,

[17] Obretenova Tatyana, Bulgaristan’ın AB’deki 5 yıllık üyeliği çerçevesindeki ilerlemesinin bilançosu, www://bnr.bg

[18] Bechev, Dimitar (2009). “From Policy-Takers to Policy-Makers? Observations on Bulgarian and Romanian Foreign Policy Before and After EU Accession.” Perspectives on European Politics and Society,10:2, s.221

[19] Summa Timo (2008). The European Union’s Fifth Enlargement: Lessons Learned. Fellow Program Report. , s.25-32

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı