BÖLGESEL ANALİZLERORTA DOĞU / AFRİKASİZDEN GELENLER

Küresel Terör ve El Kaide

Terörizm yerelden küresele bir geçiş dönemi yaşamaktadır ve kırılma noktası ise Soğuk Savaş’ın sona erip tek kutuplu bir dünya düzeninin kurulmasıdır.

YUNUS EVEDENCİ

Terör ve terörizm kavramları üzerine uzun zamandır birçok tanımlama yapıldı; ancak içlerinde farklılıklar barındırmaktadırlar. Bir kısım bilim adamına göre terörizm; politik, kriminal ve kendine has sebeplerle gizli veya yarı gizli bireyler, gruplar veya resmi devlet organları tarafından toplumda korku uyandıran ve genellikle dolaylı hedeflere yönelik şiddet eylemleridir. Şiddetin yöneltildiği hedefler rastgele seçilir veya hedef toplumdan temsilci hedef olarak seçilir. Bazı sosyal bilimciler ise; terörizmin standart bir tanımının yapılmasından ziyade, bir eylemin terörizm olup olmadığına karar vermek için eylem şekillerinin, hedeflerinin ve basarı sansının analiz edilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Bu yaklaşımla, askeri yöntemler kullanılmayan veya sivil hedeflere yönelik eylemlerin terörizm olarak algılanması gerekmektedir.1 Ancak terör ile terörizm arasındaki fark göz önünde bulundurulmalıdır. Terör, kısaca silahlı eylemler marifetiyle kendini ve davasını duyurma; terörizm ise, bu eylemleri savunan, stratejilerini anlatan, aktaran, geliştiren bir düşünce disiplini veya akımıdır denilebilir. Yani terörün stratejik eylem, terörizmin ise stratejik söylem olduğunu belirtmek gerekir.2

Terörizmin amaçlarına bakıldığında birçok farklı faktör ile karşılaşılır. Amaçlar esas alınan konuya göre değişmektedir; ancak asıl amaç, hedef kitleyi yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir ve bunun için yapılacak eylemlerle dikkat çekmek suretiyle bir davayı ya da anlaşmazlığı yerel, bölgesel ya da küresel alanda sorun haline getirmek ve çözümünü sağlamaktır. Şiddet içeren fiil mutlaka islenmelidir. Hedef; baskı, korku ve yılgınlık yaratmaktır.3 Terörizmin asıl ve öncelikli amacı, bir davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu “dikkat çekme” şiddet eylemleri neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır. Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkânlardan da yararlanan terörizm, yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; “benden yana mısın, değil misin?”, “benden değilsen düşmanımsın”, “düşmanımsan hedefimsin”, “senin yasama hakkın yoktur.” Seklinde belirtilebilecek, “taraf olma” çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara tarafsız olma hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş “çatışan tarafları” ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği açıktır. Terörizmin benimsediği bir diğer amaç, kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır. Terörizmin bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında, amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı, bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir. Terörizmin bir başka amacı da; bas eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir. Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar “seyircilerin” de itirazsız bas eğmeleri, “hedef kitlenin” emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç, “hedef kitleyi” yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir.4

Terörizmin temel unsurları üç ana baslıkta toplanabilir: ideolojik unsur, örgüt unsuru ve şiddet unsuru. Terörün öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün siyasi hareket noktasını oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda ilerlemekte, stratejisini buna göre belirlemektedir. Terör örgütlerinin “siyasi eğitim” adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt mensuplarına benimsetmek ve onları örgütün hedefleri doğrultusunda “bilinçlendirmektir”. Siyasi ve ideolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle, örgüt mensuplarının örgüte bağlılıkları sağlanır. Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı baslıca ideolojiler arasında, Marksist-Leninist-Maoist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik) kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi), dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır. Örgüt; organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona bağlı üst düzey sorumlular ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından oluşmaktadır. Örgütsel yapılanmada illegal teşkilatlanma ve gizlilik esastır. Bu aynı zamanda örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik bir yapılanmadır. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların illegal alana kaydırılmaları ile beslenir. Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve desifre olmamıs örgüt mensuplarının illegal kadrolara aktarılmasıyla giderilmeye çalısılır. Terörün en önemli unsuru, siddet unsurudur. Terör örgütleri siddeti, ideolojileri dogrultusunda belirledikleri hedeflere ulasmada önemli bir araç olarak görmekte, “silahlı propaganda” adı da verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni degistirmek için kaçınılmaz bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör örgütleri, gerçeklestirdikleri siddet eylemleri ile topluma korku salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık duygusu olusturup, vatandasın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı yaratmayı, bu suretle de en azından hükümet politikalarını degistirmeyi veya etkilemeyi hedeflemektedirler.5

Küresel terörizmin ortaya çıkısını anlamak için Soğuk Savaş dönemi sonrasına bakmak gerekir. Sovyetlerin dağılmasının ardından çift kutuplu dünya düzeninin son bulmasıyla kalıcı bir huzur ortamı amaçlanmış; fakat o dönemki olumlu atmosfer kendi içerisinde yeni sorunlarla uğraşırken, 11 Eylül 2001’de bütün dünya New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ait ikiz kulelere yapılan kamikaze saldırısına odaklandı ve uluslararası terörizm kavramı bir kez daha gün yüzüne çıktı. Bush yönetiminin “ya bizdensiniz ya da teröristlerden” anlayışı “Yeni Dünya Düzeni”nin kurulmaya başlandığının kanıtını oluşturuyordu. Çift kutuplu düzenin sona ermesiyle dünya ABD liderliğinde kendisine bir düşman seçmiş bunun ismini da ”uluslararası terörizm” koymuştur. 11 Eylül sonrası ABD ve tüm Avrupa çeşitli senaryolar türetmişler ve bu türettiklerinden en çok kendileri korkmaya başlamışlardır. Başlangıçta, Afganistan’a 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olduğu iddia edilen Usame bin Ladin’i bulmak için, sonrasında da Irak’ta olduğu düşünülen Nükleer ve Biyolojik Tesisleri etkisiz hale getirmek için müdahalede bulundular. Bu müdahaleler neticesinde birçok sivil ve askerin hayatlarını kaybetsine ve tüm dünyadaki insanların hayatlarının tehlikede olduğunu düşünmelerine neden oldular.

Küresel terörizmi analiz etmek için El Kaide’yi incelemek gerekir. El Kaide, 1988 yılında, Sovyet birlikleri ile savaşmak amacıyla, soğuk savaş döneminde SSCB’nin Afganistan’ı işgal edebileceği öngörüsü üzerine kurulmuştur. SSCB – Afganistan işgali sırasında Afgan topraklarını korumuştur. Fakat Soğuk Savaş sonrasında yüksek gücüyle denetimsiz kalan El-Kaide terörist faaliyetlere girişerek kendisine ana felsefe olarak İsrail’in yok olması ve Müslüman ülkelerde halifelik inancı altında büyük bir devlet kurma inancını benimsemiştir. Dünyanın birçok yerindeki radikal İslami grubu kendi altında toplamıştır. Altında bulunan örgütler kendi baslarına eylem yapabildiği gibi, bir yönüyle El Kaide ‘ye bağlıdırlar. Kimi ülkelerde hücre tipi örgütlenerek, kimi ülkelerde düz hat biçiminde örgütlenerek eylemler yaparlar. Yapılan incelemelere göre her yerde onlara direk veya dolaylı yoldan bağlı militanlar bulunmaktadır.6 Bu haliyle El Kaide şemsiyesi altında toplanan unsurların merkezle bağlılık iliksisine göre dört grup olduğu bilinmektedir. Birinci grup; El Kaide’nin kurulusundan beri örgütün yönetiminde yer alan lider kadro ile sınırlı sayıdaki çok iyi eğitilmiş tecrübeli militanlardan oluşan, büyük eylemleri plânlayan “Merkezî Grup”’tur. İkinci grup; El Kaide’den uzun süredir para, silâh ve eğitim desteği alan, El Kaide ile beraber hareket etme iradesine sahip “El Kaide üyesi ve ortağı” radikal İslamcı örgütlerdir. Ladin bu grupları; yerel hareketleri küresel cihat’ın maksadına uygun şekilde kanalize etmek; coğrafi olarak dağılmış bölgelerde ayrı ayrı eylem yapan bu grupları gerektiğinde tek ve yaygın bir küresel hareket haline getirmek; El Kaide adına eylem yapmalarını veya El Kaide’nin eylemlerine lojistik ve diğer konularda yardım etmelerini sağlamak maksadıyla desteklemeye devam etmektedir. Bu örgütler; Irak’ta El Kaide, Mısır’da El Ittihad el Islami (Islâmî Birlik), Lübnan’da Asbat el Ansar, Irak’ta Ensar el Islâm, Yemen’de Eden Islâmî Ordusu, Özbekistan’da Islâmî Hareket, Endonezya’da Jemaah Islamiye (Islâmî Cemaat), Libya’da Islâmî Mücadele Grubu, Filipinler’de Moro Islâmî Özgürlük Cephesi, Cezayir’de Silâhlı İslâmî Grup, Davet ve Savaş için Selefî Grup, Kesmir’de Pakistan desteğinde faaliyet gösteren Mücahitler Hareketi, Leskeri Tayyiba, Ceysi Muhammed, Leskeri Cangvi örgütleridir. Üçüncü grup; daha önce terör eylemlerine iştirak etmiş, 11 Eylül saldırılarından önce El Kaide kamplarında eğitim görmüş, muhtemel eylemlerde yer alabilecek, nispeten zayıf ve el Kaide ile mevcut iliksileri gevsek olan, Cezayir, Balkanlar, Çeçenistan ve Irak’taki “Yerel El Kaide Örgütleri”dir. Dördüncü grup; El Kaide ile organik bir bağlantısı olmamasına rağmen örgütün ideolojisine ve eylemlerine yakınlık duyan, El Kaide adına eylem yapma potansiyeline sahip, Ortak yönleri ABD’ye ve Batı dünyasından Irak, Filistin, Kesmir, Çeçenistan gibi bölgelerde Müslümanların içinde bulunduğu ortam nedeniyle nefret etmeleri olan “El Kaide Sempatizanı Örgütler”dir. Halen, Cezayir, Fas, Türkiye, Mısır, Suriye, Özbekistan, Tacikistan, Burma, Lübnan, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Endonezya, Kenya, Tanzanya, Azerbaycan, Dağıstan, Uganda, Etiyopya, Tunus, Bahreyn, Yemen, Bosna, Batı Şeria, Çin, Pakistan, Filipinler, Malezya, Somali, Kesmir, ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, İspanya basta olmak üzere 70’den fazla ülke ve bölgede kendisini El Kaide’ye bağlı ilân eden grupların bulunduğu tahmin edilmektedir.7

El Kaide için 11 Eylül saldırıları dönüm noktası olmuştur ve faaliyetlerinin küresel olduğunu kanıtlamıştır. Bu saldırılar ile popülaritesini üst noktaya taşıyan örgüt, diğer ABD ve Batı karşıtlığına dayanan terör örgütlerinin de ortak dileklerini gerçekleştirmiş ve birleşme adresini de belirlemiştir. Bu süreçte faaliyetlerini artıran örgütlerin ve militanlarının sıklıkla İslam coğrafyasından çıkmış olması, ilk baslarda etiketlememenin “İslami terör” olarak yapılmasına yol açmış ise de, ilerleyen süreçte adlandırmanın “küresel terör”e kaydığını görmekteyiz. Terör olgusunu ve örgütlerini etkilemek çok ciddi bir konudur. Zira etiketlemeye muhatap olan kitleler, sadece terör eylemlerini gerçekleştirenler ve aktif destekçileriyle sınırlandırabilirse, terörle mücadele hedefleri ve bu sınırlamaya ve tasnife uygun yapılabilir. Bu tasnifte referans alınan ögeler, örgütlerin kullandıkları küresel propaganda malzemeleri, yeni terör yöntemleri ve özellikle küreselleşmenin bas aktörü ABD’yi ve müttefiklerini hedef almış olmaları ve klasik terör örgütlerinden çok farklı bir şekilde örgütlenmeye gitmeleridir. “Neden ABD ve müttefikleri özellikle İsrail küresel teröristlerin bas hedefidir?” sorusunun cevabını El Kaide liderlerinden Ayman El Zavahiri’den almak mümkündür. Zavahiri’ye göre; “ABD ve İsrail önderliğindeki Hıristiyan-Yahudi ittifakı Islam dünyasında faaliyet gösteren vatanseverleri kökten dinci etiketlemesiyle hedeflerine koymuştur. Bunlar sadece etiketleme yapmak suretiyle değil aynı zamanda Müslüman ülkelerdeki rejimleri de kendilerine karsı kışkırtmaktadır. Bu ittifak Birleşmiş Milletler basta olmak üzere uluslar arası organizasyonları da Müslümanları yenmek için kullanmaktadır. Ellerindeki tüm güçleri, haberleşme sistemleri ve medya basta olmak üzere birçok unsurla Müslümanları muhasara altına almışlardır. … ABD-İsrail önderliğindeki ittifak tüm Islam dünyasındaki kan, gözyaşı, adaletsizlik ve her türlü vahşetten sorumludur. … Tüm bunların neticesinde bu ittifaka karsı amansız bir cihad farzdır ve bu cihad düşmanın bulunduğu her yerde yapılmalıdır. … Savaş düşmanın evine taşınmalıdır. … “.8

Sonuç olarak, terörizm yerelden küresele bir geçiş dönemi yaşamaktadır ve kırılma noktası ise Soğuk Savaş’ın sona erip tek kutuplu bir dünya düzeninin kurulmasıdır. 1990’a kadar terör örgütlerinin temel özelliği hedef olarak devlet adamlarını veya önemli makamlardaki kamu görevlilerini almalarıydı. ABD Başkanı John F. Kennedy’den Hindistan Başbakanı Indira Gandhi’ye kadar birçok örnek verilebilir. Ancak, El Kaide ve düzenlemiş olduğu 11 Eylül saldırıları küresel terörizmin bir yansıması haline gelmiştir ve küresel terör bütün dünyayı tehdit eder hale gelmiştir.

REFERANSLAR

1. Terörizm’in Tanımı, (30.03.2011), http://asimetriksavaslar.wordpress.com/2011/03/30/terorizmin-tanimi/, (Erişim Tarihi: 29.04.2013)

2. Ihsan Bal (2006), Terör Nedir, Neden Terörist Olunur, Ihsan Bal (ed.), Terörizm, Ankara, Usak Yayınları, s.8

3. Nurullah Aydın, (2009), Küresel Terör ve Terörizm, Istanbul, Kum Saati Yayınları, s.41

4. Tayyar Arı, Uluslararası Terörizm: Amaç Mı, Araç Mı?, www.tayyarari.com/download/eskiyazi/uls_terorizm.doc,  ( Erişim Tarihi: 30.04.2013)

5. Erol Özdemir, Terörizmin Unsurları Ve Bazı Çözüm Önerileri, http://www.teftiskurulu.pol.tr/Makale/Sayfalar/erolozdemir.aspx, ( Erişim Tarihi: 30.04.2013)

6. http://www.uzmanportal.com/el-kaide-el-kaide-nedir-el-kaide-ne-demektir-el-kaide-teror-orgutu-hakkinda-bilgi.html/, (Erişim Tarihi: 04.05.2013)

7. El Kaide, (03.04.2011), http://asimetriksavaslar.wordpress.com/2011/04/03/el-kaide/, (Erişim Tarihi: 27.04.2013)

8. Ihsan Bal, s.15

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı