DIŞ POLİTİKAKÖŞE YAZILARISİZDEN GELENLER

Akıllı Güç

BİLAL TANRIVERDİ
St. Clements Üniversitesi, Uluslararası Hukuk

Uluslararası ilişkilerde güç, bir devletin başka bir devlete karşı uyguladığı ve normal şartlar altında o devletin yapmak istemeyeceği bir şeyi yapmasını sağlamaya yönelik etkidir (Tezkan, 2005: 137).

Bir devletin uluslararası ilişkilerde uyguladığı politikanın yegane vasıtası güçtür. Bu vasıtaya sahip olmak devletin amaçlarından biridir.

Güç ancak kullanılabilirse güçtür. Ulusal güç, ulusal güvenlik politikalarının ve uygulamalarının ana kaynağıdır (Bayat, 1982: VII).

Uluslararası ilişkilerde gücün bir amaç olarak birincil kullanımı Niccolò Machiavelli ve Hans Morgenthau gibi siyaset teorisyenlerine aittir. Özellikle klasik realist düşünürler arasında, güç insanlığın ve devletlerin doğal amacıdır. Ekonomik gelişme, askeri gelişme, kültürel yayılma vb. tüm her şeyin uluslararası gücün nihai amacı doğrultusunda çalıştığı düşünülebilir.

Modern söylem genelde ekonomik ve askeri gücü belirten devlet gücü üzerine konuşur. Güçlü bir devleti neyin tanımladığına dair ortak olarak kabul edilmiş bir standart olmamasına rağmen uluslararası sistemde önemli miktarda güce sahip bu devletler orta güçler, bölgesel güçler, büyük güçler, süpergüç veya hipergüçler olarak adlandırılırlar.

Uluslararası ilişkilerde devletlerden başka varlıklar/kuruluşlar da güç elde edip kullanabilirler. Bu kuruluşlar çok taraflı uluslararası örgütler, askeri ittifak örgütleri (ör: NATO), çokuluslu şirketler, sivil toplum örgütleri olabildiği gibi Katolik Kilisesi, Wal-Mart, Hansa Birliği de örnek olarak gösterilebilir.

Sert Güç

Askeri güç ve ekonomik güç unsurlarının hedef alınan ülkeyi zorla ikna etme, caydırma gibi amaçlarla kullanılması sert gücün kullanılmasını ifade eder.

Sert gücün kullanılması dış politikada ulaşılmak istenen hedeflerin elde edilmesinde tek alternatif değildir. Üstelik, sert güç kullanılarak her zaman amaçlanan hedeflere de ulaşılamayabilir. ABD’nin 20 Mart 2003′te askeri güç kullanarak Irak’ı işgali en güncel örnek olarak karşımıza çıkar.

Yumuşak Güç

Kavramın ortaya koyucusu Joseph S. Nye’e göre yumuşak güç, zorlama veya paradan ziyade cazibenizle istediğinizi sağlama kabiliyetidir. İstediğinizi başkaları da istediği zaman, başkalarını kendi istikametinize sokmak için havuç ve sopalara harcama yapma ihtiyacı duymazsınız. Nye’e göre; sert güç, ülkenin askeri ve ekonomik gücünden kaynaklanan zorlama kabiliyetidir.

Yumuşak güç kullanmada doğrudan bir baskı veya para vasıta olarak kullanılmaz. Yumuşak gücün kullanılması, belli ortak değerleri paylaşmak için başkalarını bir araya getirme ve sonuçta uluslar arası düzen ve güvenliği sağlamak için bazı temel unsurları paylaşma yeteneğidir.

Yumuşak gücün özellikleri:
-Yumuşak güç, sert gücün işe yaramadığı zamanlarda kullanılır.
-Etkisi uzun dönemde hissedilen yumuşak güç, sert güce göre çok daha ucuzdur.
-Uygulayan ülke tarafından çok büyük bir hata yapılmadığı sürece, etki altına alınan hedef ülkede etkilerinin uzun süre devam etmesi beklenir.
-Yumuşak güçten çok şey beklenmemelidir.
-Yumuşak güç teoride altın değerinde olsa bile, pratikte o kadar sonuç alıcı değildir. A ülkesini hedef alan ve çok iyi sonuçlar veren bir yumuşak güç uygulaması, B ülkesi için tam tersi sonuçlar verebilir.

AKILLI GÜÇ

Dış politikada sert ve yumuşak gücün bir arada kullanılmasına “akıllı güç” denmektedir.  Akıllı Güç; ‘Sert ve Yumuşak Gücün Sentezi’ olarak da belirtilmiştir.

ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 2009 yılında yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “ ABD, acil sorunları tek başına çözemez ama geri kalan ülkeler de bunları ABD olmadan çözemez. Bu yüzden ‘akıllı güç’ diye tanımlanmış gücü kullanmalı, elimizde bulunan güç türlerinin tümünü devreye sokmalıyız”.

ABD’nin medeniyetler çatışması politikası sonucunda yalnızlaşması ve itibar kaybına uğramasından sonra, 2006 yılında ABD’nin düşünce üretim merkezi CSIS’de (Center for Strategic and International Studies) ‘Tarafsız Akıllı Güç Komisyonu’ (Comission on Smart Power) kurulmuş ve bu komisyon ‘Daha Akıllı, Daha Güvenli Amerika’ (A Smarter More Secure America) adlı bir rapor hazırlamıştır. Raporda ana gaye, ABD’nin küresel imparatorluğu için alınması gereken önlemlerin ve izlenmesi gereken stratejilerin tespit edilmesidir.

Rapora göre ‘Akıllı güç’ (Smart Power), ne sert güç (hard power) ne de yumuşak güçtür’ (soft power). ‘Akıllı güç, sert ve yumuşak güçlerin birlikte maharetli bir şekilde şekilde kullanılmasıdır’. Entegre bir güçtür. Yeri geldiğinde sert güç yeri geldiğinde yumuşak güç
kullanılacaktır.

Komisyon üyelerinden Richard L. Armitage, Joseph S. Nye, The Washington Post’a yazdıkları makalede akıllı gücü ve buna olan ihtiyacı şöyleifade etmişlerdir:

“Değişen dünyada, ABD küresel iyiliğe yatırım yaparak -yani insanların ve hükümetlerin istediği fakat Amerikan liderliğinin yokluğunda elde edemediği şeyleri sunarak daha akıllı bir güce dönüşmeli. Askeri ve ekonomik gücü yumuşak güce yapılan daha fazla yatırımla tamamlayarak, Washington küresel meydan okumaların ele alınacağı çerçeveyi inşa edebilir. Biz buna ‘akıllı güç’ diyoruz.” (Richard L. Armitage- Joseph S. Nye Jr. (The Washıngton Post) 11 Eylül Travmasından Çıkma Zamanı, Radikal 10.12. 2007.)

Akıllı Güç, eldeki bütün imkânların uygun zaman ve mekân göz önüne alınarak kullanılmasıdır. Akıllı güç, hem dostlara, hem de düşmanlara ulaşarak ortak payda meydana getirme kabiliyeti olarak da nitelendirilebilinir.

Eski müttefikleri destekleyip moral vermek, geniş bir ittifak ağı kurarak çevre için cazip hale gelmek, böylelikle yenileri teşvik edici olmak önemlidir. Hükümetlerle dayanışma içerisine girilemez ise halklar hedef alınıp halkların desteği sağlanmalıdır.

İddia Odur ki; ABD derin aklı, fanatik bir kadronun fanatik ideallerinin meydana getirdiği tahribatı ortadan kaldırmak için yeniden hümanizm, barış ve demokrasi evresine geri dönme kararı aldı. Bu evrede de ABD yüzüne, yeni dünya düzeni yada hümanizm maskesini takmaktadır. Baskı ve korkutma ile iş yapma yerine birlikte, ortak olarak iş yapma politikasını benimsemektedir.Yani ABD stratejistleri bu evredeyeni bir güç olarak, Akıllı Güç kullanımını benimsemektedirler.

Akıllı güç stratejisinin ana varsayımı, ‘öldürülen düşman sayısı değil’, kazanılan ortaklar, müttefikler ve dostlar sayısıdır.
Etrafa korku ve öfke değil umut, heyecan ve iyimserlik yayılmalıdır. Bunun için Yumuşak gücün zenginleştirilmesi, çeşitlendirilmesi ve cazip hale getirilmesi gerekmektedir.

Akıllı güç politikasında, ‘güç kullanan tarafa’ güç kullanma imkan ve serbestisi, ‘üzerinde güç kullanılan taraf tarafından’ sunulmaktadır. ‘Yani güç uygulanan taraf, gücün uygulanmasına uygun zemini hazırlamakta ve bu güce istekli olmaktadır. Muhatabın durumu sert yada yumuşak güç kullanmaya fırsat tanımaktadır…

Akıllı güç stratejisi, güçlü bir askeri yapıya olan ihtiyacın önemini vurgulayan, aynı zamanda Amerika’nın nüfuzunu yaymak ve ABD girişimlerine meşruiyet kazandırmak için ittifaklara, ortaklıklara ve kurumlara büyük yatırımlar yapan bir yaklaşımdır.

ABD’nin lider olarak kalabilmesi için iki gücün birlikte kullanılmasına imkan veren bir stratejiyi uygulaması, daha kapsamlı ve dengeli bir yaklaşım ortaya koyması zorunlu görülmektedir. Bu strateji, ‘ABD’yi dünyanın sevmesi için değil, ABD’nin kendi sert gücünü dengelemesi için’ istenmektedir.

Çünkü, ‘ihtilafın yapısının çoğu askeri olmayan kilit beceri ve kurumlar inşa edilmesini gerekli kılmaktadır.’ Ancak Akıllı Güç stratejisi her derde deva bir strateji olarak da görülmemektedir. ABD, İkinci Evre politikaları ile düştüğü yalnızlıktan Akıllı Güç stratejisi ile kurtulmaya çalışmaktadır:“Akıllı Güç bunu değiştirebilir fakat tüm sorunları çözmez. Bu gücün kalıcı değeri, başkalarını ABD’nin davasına katılmaya ikna edebilecek olmasında.

Özetle; Akıllı güç stratejisi tüm imkânların bir harmanlamasıdır. Şartların öngördüklerini zamanlama yaparak kullanmak, önceliğin ne olacağına karar vermek, dikkate alınması gereken en önemli noktadır.

Hangi güç çeşidi kullanılırsa kullanılsın, kullanılan güç karşı tarafı olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecektir. En önemlisi hangi gücün (yumuşak güç veya sert güç), ne zaman, nerede ve nasıl kullanılacağına karar vermektir. Bu kararı verecek olanlar da liderlerdir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı