BÖLGESEL ANALİZLERORTA DOĞU / AFRİKASİZDEN GELENLERSOSYOLOJİ

Silahlı Çatışma Durumlarında Kadınlara Yönelik Şiddet

Silahlı Çatışma Durumlarında Kadınlara Yönelik Şiddetin, Bosna Savaşı Örneğinde Ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1888 Numaralı Kararı Çerçevesinde İncelenmesi

DOĞUŞ SÖNMEZ

Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler

Kadınlara ve çocuklara uygulanan cinsel şiddeti, geçmişte olan savaşlarda çok fazla görmüş olmamıza rağmen, bu denli önemli ve ağır sonuçları olan insanlığa karşı suçun son zamanlarda önem kazanması tam bir geç kalınmışlıktır. Bu konu hakkında Türkiye’deki literatürün azlığı da konunun ne kadar kenara atılmış olduğunun bir kanıtıdır.
Kadınlara ve çocuklara uygulanan cinsel şiddeti tanımsal bir şekilde sistematik olarak inceleyecek olursak; Dr. Ümit Cihan Atman’a göre, şiddet, “sertlik, kaba davranış, bedene zor uygulama, bedensel zedelenmeye neden olma, kişisel özgürlüğü zor yoluyla kısıtlama, büyük güç, haşinlik, rahatça gelişmesini ya da tamamlanmasını engellemek üzere bazı doğal süreçlere, alışkanlıklara yersiz kısıtlamalar getirme” şeklinde tanımlanır. Şiddetin bu geniş tanımı bizlere fiziksel şiddeti çağrıştırsa da, şiddetin, fiziksel şiddet dışında da başka çeşitleri vardır. Şiddet; fiziksel, sözel, cinsel, ekonomik, duygusal-psikolojik davranışlar şeklinde ortaya çıkabilir, çok basitçe şiddet; kişinin kendi kendine uyguladığı şiddet, kişiler arası şiddet ve örgütlü şiddet olarak sınıflandırılabilir.

Ben bu makalede, kişiler arası şiddet, daha net olmak gerekirse kadınlara karşı gösterilen cinsel şiddet konusuna yoğunlaşacağım için şimdi de cinsel şiddetin tanımını yapmam, beni bir adım daha işleyeceğim konuya yaklaştıracak. Cinsel şiddet, tecavüz, cinsel kölelik ve taciz de dahil olmak üzere, bir kişiye zorla herhangi bir cinsel harekette bulunma durumudur ve çoğunlukla erkek askerler tarafından kadın sivillere, düşman kamplarında travma oluşturmak, aile bağlarını ve dayanışma bilincini yok etmek amacıyla uygulanır. Tanımı biraz daha özelleştirecek olursak, Birleşmiş Milletler, kadına yönelik şiddeti; “İster toplumsal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlarda fiziksel, cinsel, psikolojik zarar ve bozukluğa neden olan ya da olabilecek ayrımcılığa dayalı her türlü eylem ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” olarak tanımlamakta, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi ise, “bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet” olarak tanımlamaktadır. Kadınlara yönelik şiddetin fiziksel veya duygusal istismar, yasa dışı insan ticaretine zorlama, silahlı çatışma ve savaş ortamlarında cinsel istismar gibi çok farklı çeşitleri vardır.

Kadınların çok fazla objeleştirildiği özellikle silahlı çatışma ve savaş ortamlarında cinsel istismar bir amaca hizmet eder hale gelmiştir. Daha sonra da bahsedileceği gibi özellikle Bosna Savaşı’nda bir savaş stratejisi olarak kullanılmıştır cinsel şiddet. Kimi zaman askerlerin motivasyonlarını artırmak, kimi zaman da kadınlar yoluyla çeşitli hastalıklar bulaştırmak için bu sakıncalı, yasal olmayan ve kanunlara aykırı yönteme başvurulmuştur. Yalnız daha önceleri büyük milletlerarası örgütlerin gündeminde bile olmadığı için, belki de onlar için önemsiz olduğu için bu konunun üzerine hiç düşülmemiş ve bu suçu işleyen insanlar/devletler cezalandırılmamıştır. Birleşmiş Milletler Kadınlar Kalkınma Fonu UNIFEM’e göre silahlı çatışmalardaki kadınlara yönelik şiddette şu faktörler etkilidir: “Silahlı çatışmanın ya da savaşın tarihçesi ve etnik özellikleri, heterojen toplum yapıları ve etnik farklılıklar, hükümet ve politik istikrarsızlıklar, kadınların çoğu kez karar verici konumda olmayışları, sosyal hizmetlerin aksatılması, kadınların ekonomik açıdan zayıf durumda olması ve sağlık hizmeti ve eğitimden yoksun olmaları, kadınların toplumdaki statüsü, erkeklerdeki alkolizm oranları.”

Sırasıyla şiddetin, cinsel şiddetin ve spesifik olarak kadınlara yönelik cinsel şiddetin tanımını yapmakla başladığım bu makalede öncelikle kadınlara yönelik cinsel şiddet suçunun kısa bir tarihçesini anlatarak, bu, insanlığa karşı işlenen suçun Bosna Savaşı’nda nasıl kullanıldığını ve etkilerini, son olarak da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1888 sayılı kararına göre bu suçun önlenmesi konusunda ulaşılan sonuçları değerlendirmeye çalışacağım.

KADINA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDET SUÇUNUN KISA BİR TARİHÇESİ

Daha önce de belirttiğim gibi, kadına yönelik cinsel şiddet, geçmişte çok üstünde durulmayan, göz ardı edilen hatta insanlığa karşı suç kapsamına yakın zamanda girmiş bir kavramdır. Milletlerarası toplum tarafından o kadar üstünde durulmayan bir kavramdır ki, Bosna Savaşı’nda bu oldukça ahlak dışı, hiçbir şekilde etik olmayan suç bir savaş stratejisi olarak kullanılmıştır. Sibel Gögen’in bulgularına göre, savaşlar sırasında kadınlara yönelik cinsel şiddet ‘insanlığa karşı suç’ kapsamına 1949 Cenevre Konvansiyonu ve 1977’de kabul edilen onun Ek Protokolleri ile girmiştir. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, kadına yönelik cinsel şiddet suçunun, af kanunları dışında tutulması kararı almış ve bu suçların ciddi sonuçları olan suçlar olduğu ve cezasız kalmaması gerektiği konularında hükümetlerin sorumluluklarını vurgulamıştır. Bütün bunlara rağmen, yakın tarihte Balkanlar, Ruanda, Brundi ve Darfur’da yaşanan kadına yönelik cinsel şiddet, bir savaş silahı ve etnik temizlik aracı olarak kullanılmıştır. Suçun bu kadar yaygın olması, benim kanaatime göre yaptırımların yeterince caydırıcı olmaması veya bu suçtan dolayı olan şikayetlerin bildirilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Örneklendirmek gerekirse, 1994 yılında Ruanda’daki soykırımda 250.000 ile 500.000 arası kadın tecavüze, işkenceye ve seks köleliğine maruz kalmıştır. Ayrıca, bir savaş silahı olarak kadına yönelik cinsel şiddet, Kamboçya, Liberya, Peru, Somali ve Uganda’da da kullanılmıştır. Yine örneklendirmek gerekirse, Liberya’da sürmekte olan iç savaşta çok sayıda kadın cinsel tacize uğramıştır ya da Peru’nun Ant dağları bölgesinde hükümet kuvvetleri ile gerillalar arasında süren savaşta sıklıkla kadınların ırzına geçiliyordu ve bu konu hakkında soruşturma açılmıyordu. Yine 1998-1999 yılları arasında Kosova’da yaklaşık 23.000-45.000 Arnavut kadın tecavüze maruz kalmıştır.

Kadına yönelik cinsel şiddet suçuyla ilgili, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan Nuremberg Mahkemeleri’nde Nazilere veya Tokyo Mahkemeleri’nde Japon askerlerine karşı herhangi bir dava yürütülmemiştir. Bu suçlar tarihte ilk kez Uluslararası Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi’nde(ICTY) ve Uluslararası Ruanda Savaş Suçları Mahkemesi’nde(ICTR) savaş suçu olarak değerlendirilmiş ve bu suçları işleyenlerin, hukuksal açıdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Son olarak 1992-1995 yılları arasında olan Bosna Savaşı’nda 16.000’i çocuk olmak üzere yaklaşık 250.000 insan ölmüş, toplu katliamlar yaşanmıştır. Bu savaşta kadına yönelik cinsel şiddet, daha önce de belirttiğim gibi etnik temizlik amacıyla savaş silahı olarak kullanılmış ve bunun sonucunda yaklaşık 20.000-35.000 Bosnalı Müslüman kadın tecavüze uğramıştır.

SİLAHLI ÇATIŞMADA KADINA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDET VE BOSNA SAVAŞI

Prof. Dr. Melda Sur’a göre, silahlı çatışma, “iki veya daha çok devletin taraf olduğu veya belirli koşullarla silahlı grupların da taraf olduğu, karşıt savlarını kuvvet kullanarak birbirlerine kabul ettirmeye çalışmaları” olarak tanımlanır. Silahlı çatışmalara dair temel ilkelerden konumuzla özellikle ilgili olanları ise: “Adli güvenceden herkesin yararlanması, işkence ve kötü muamele yapmama, gereksiz kayıp ve acılara neden olacak savaş yöntem ve araçlarının kullanılmaması, sivil halkın savaşçılardan her zaman ayrılması ve saldırıların yalnızca askeri hedeflere yönelmesi”dir.

Bosna Savaşı’ndaki kadına yönelik cinsel şiddet de, silahlı çatışma durumunda olan cinsel şiddete örnektir ve bu durum, az önce bahsettiğim silahlı çatışmalara dair temel ilkelere tamamıyla aykırıdır. Kadınlar işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmış, sivil halk, savaşçılardan ayrılmamış, hatta sivil halka yapılan zulüm bir savaş stratejisi olarak kullanılmış ve saldırılar anlaşılacağı üzere sadece askeri hedeflere değil, sivil hedeflere de yapılmıştır. Ali Dikici’ye göre, savaş esnasında, Sırp askerleri Bosnalı kadınlara bir parça ekmek karşılığında cinsel ilişki teklif etmiş ve kadınlar da çocuklarını doyurabilmek için, onların gözleri önünde askerlerle cinsel ilişkiye girmek zorunda bırakılmıştı. Aylin Akpınar’a göre ise, saldırganlar, Bosnalı kadınların zihniyetini, aile değerlerini ve Müslüman bir toplumun dini prensiplerini çok iyi biliyordu ve bu cinsel şiddet suçunu, onların onurunu ve gururunu zedelemek ve Bosnalı Müslümanları tamamen yok etmek amacıyla işlemişlerdi. Daha önce çok kez belirttiğim ve dikkat çekmesi için özellikle daha da fazla belirtmek istediğim gibi Bosna Savaşı’nda kadına yönelik cinsel şiddet, etnik temizlik amacıyla stratejik bir savaş silahı olarak kullanılmıştır. Bu suçun, çirkin bir strateji olarak kullanıldığını kanıtlayan noktalar şunlardır: Kamplar, kadınlara özel olarak açılmıştı; tecavüzlerin yaşandığı yerler saldırganların kontrolü altındaydı; tecavüze uğramış kadın sayısı fazlaydı; tecavüze uğramış olan kadınlar, suçu işleyenlerle aynı milliyete sahip değildi; farklı yaşlardaki kadınlar tecavüze uğradı ve son olarak her şey sistematik olarak yapıldı.

Şimdi de tecavüze uğramış mağdur bir kadının ve tecavüze tanık olmuş yine mağdur başka bir kadının ifadelerini paylaşmak istiyorum. Öncelikle, tecavüze tanık olmuş bir kadının ifadesi şu şekilde: “1975 doğumlu tecavüz mağduru N.N ve onun iki arkadaşı, M.L ve diğer askerler tarafından Vilina vlas isimli Genelev’in bir odasına götürüldü ve askerler orda N.N ve onun iki arkadaşına tecavüz ettiler.” Tecavüz mağduru bir kadının ifadesi ise şu şekilde: “Karmen isimli bir Genelev’de P.E bana tecavüz etti, aynı şeyi N.S, D.P, N.B ve Z.S de yaptı. O evde 6 ay geçirdim. Orada başka kızlar da vardı. En genci 12, biri 14 ve en yaşlısı 26 yaşındaydı. Çok fazla konuşmazdık, aslında onların bize yaptıkları şeylerden konuşmaya utanırdık.”

Gördüğümüz gibi, Bosna Savaşı’nda yapılanlar, –özellikle kadınlara yönelik cinsel şiddet açısından- her ne kadar görmemiş, duymamış ve o zulmü biz çekmemiş olsak da hatırlayacağımız, hatırlamamız gereken ve milletlerarası hukuka aykırı eylemlerdir.

SONUÇ

Kadınlar, savaşlar sırasında uğradıkları cinsel şiddetlerden ve tecavüzlerden dolayı, çeşitli ruhsal, fiziksel sorunlarla karşılaşmakta ve hatta savaşlardan bittikten yıllar sonra bile yaşanan bu durum kadınlar için hala çok ciddi bir problem oluşturmaktadır. Cinsel şiddetin ruhsal ve fiziksel sonuçlarının yanında toplumsal sonuçları da vardır. Cinsel şiddet mağduru kadınlar, eğer bu sorunu paylaşırlarsa, toplumun kendini dışlayacağını, yanında durmayacağını düşünerek ve sanki kendisi utanılacak bir şey yapmış gibi susar ve ne problemlerini kimseye anlatırlar, ne de suçluların gereken cezayı çekmeleri için onları gerekli mercilere şikayet ederler. Bu şekilde de suçu işleyen kişiler, yaptırımlar etkili olsa bile, bu yaptırımlardan etkilenmez ve kadına yönelik cinsel şiddet suçu işlemeye devam eder. Yani silahlı çatışmalarda kadına yönelik cinsel şiddet suçunu önlemek için sadece hükümetler ve bölgesel veya milletlerarası örgütlerin kuvvetli yaptırımları yetmez, aynı zamanda böyle bir durumla karşılaşıldığında gerekli şikayetleri yapmak üzere, kadınların cesaretlendirilmesi ve bu yönde eğitilmesi gerekmektedir.

Milletlerarası ve bölgesel örgütler açısından, 1949 Cenevre Konvansiyonu ve onun Ek Protokolleri, Hindistan’da 1972 yılında kurulmuş olan SEWA , Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ve son olarak Birleşmiş Milletler kadına yönelik cinsel şiddetin önlenmesinde önemli adımlar atmıştır ve özellikle Birleşmiş Milletler bu konuda adım atmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından 2009 yılında kabul edilmiş 1888 sayılı kararlar, silahlı çatışma durumlarında kadına yönelik cinsel şiddet suçunun önlenmesi konusunda önemli bir adım olarak görülebilir. Özellikle “Devletleri, ilgili Birleşmiş Milletler organlarını ve sivil toplumu, silahlı çatışmadaki cinsel şiddet ile ilgili olan durumlarda, hukukun uygulanması ve hukuki sistemlerdeki ulusal kapasiteyi yapılandırmak konusunda, ulusal otoriteler ile yakın işbirliği içerisinde yardım sağlamak için, uygun bir şekilde teşvik eder” şeklinde olan 9.madde, hükümetlerin, milletlerarası örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte işbirliği içinde çalışması gerektiğini vurgular; “Milletlerarası toplumun da desteğiyle, devletleri, özellikle kırsal bölgelerdeki cinsel şiddet kurbanlarının, sağlık hizmetlerine, psikososyal desteğe, hukuk yardımına ve sosyoekonomik topluma yeniden kazandırma servislerine erişimini artırma konusunda teşvik eder” şeklinde 13.madde ise, kadına yönelik cinsel şiddet sonucu oluşacak olan daha önce bahsettiğim sorunların bir an önce çözülmesi için gerekenin yapılması gerektiğini vurgular.Ayrıca bu metnin çeşitli maddelerinde de Genel Sekreter’in bu suçun önlenmesi konusunda öncü bir rol oynaması ve gerekli organizasyonları onun yapması gerektiğini vurgular.

Sonuç olarak, silahlı çatışmalarda kadına yönelik cinsel şiddet, insanlığa karşı suçtur ve bu suçun önlenmesi için ve bu suçtan dolayı mağdur olan insanların sorunlarının bir an önce çözülebilmesi için hükümetlerin, bölgesel veya milletlerarası örgütlerin, tıbbi, adli ve sosyal kurumların bir arada çalışması gerekir. Kurumlar arasındaki bu işbirliği, kadınlara verilen eğitim ve daha fazla sosyal imkân bu suçun azalmasına yardımcı olabilir.

KAYNAKÇA

Acharya, Amitav. “Human Security” In The Globalization of World Politics, edited by John Baylis, Steve Smith and Patricia Owens. New York: Oxford University Press, 2011. 478-493.
Atman, Ümit Cihan. “Kadına Yönelik Cinsel Şiddet; Cinsel Taciz/Irza Geçme.” Sürekli Tıp Eğitim Dergisi 12 (2003): 333-335.
Carson, Kimberly E. “Reconsidering the Theoretical Accuracy and Prosecutorial Effectiveness of International Tribunals’ Ad Hoc Approaches to Conceptualizing Crimes of Sexual Violence as War Crimes, Crimes against Humanity, and Act of Genocide.” Fordham Urban Law Journal 39 (2012): 1250-1300.
Dikici, Ali. “An International Betrayal During the War in Bosnia: The Srebrenica Genocide.” Turkish Review of Balkan Studies 12 (2007): 5-33.
Gögen, Sibel. “Bir Savaş Silahı Olarak Kadına Yönelik Cinsel Şiddetin Sağlık Üzerine Etkileri: Bosna Savaşı Örneği.” TAF Preventive Medicine Bulletin 10 (2011): 119-126.
Sur, Melda. Uluslararası Hukukun Esasları. 5th ed. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 2011.
Tickner, J. Ann. “Gender in World Politics” In The Globalization of World Politics, edited by John Baylis, Steve Smith and Patricia Owens. New York: Oxford University Press, 2011. 262-277.
United Nations Security Council. “Resolution 1888(2009).” Accessed March 29, 2014.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı