SİZDEN GELENLERTARİHTÜRKİYE

Bir Vakıf Medeniyeti: Osmanlı

Vakıflar bir devletin güçlü olmasında bir mihenk taşı, bir yol haritasıdır.

Yemliha GEYİKLİ

İstanbul Üniversitesi, Hukuk

Vakıf Nedir?

Arapça’da hareketsiz bırakma, tamamen verme anlamlarını taşıyan vakıf sözcüğü, iktisadi anlamda da kişisel mal varlığının veya çeşitli imkânların gönül rızasıyla paylaşılması anlamını taşımaktadır (1).

Hayber’in fethinden sonra ganimet olarak Hz. Ömer’e düşen arazinin fakir, köle ve misafirlerin ihtiyaçları için harcanması bunun dışında başka bir amaca yönelik olmaması, devredilmemesi gibi sebeplerden dolayı tarihte ilk vakıf olarak kabul edilmektedir. Vakıfların Anadolu’da hızlı gelişiminde sadaka, hayırda yarışma gibi dini hassasiyetler önem taşımaktadır. Bunlara dikkat eden Anadolu halkı ve padişahlar en başta bunları dikkate alarak hareket etmişlerdir.

Vakıfların Amaçları

Vakıflar, kamusal hayatın düzenlenmesinde, toplumda ki sosyal dengenin sağlanmasında, sınıf çatışmalarının önlenmesinde etkin rol oynamış olup günümüz modern sosyal devletinin gerçekleştirdiği birçok hizmetin yürütülmesini de sağlamıştır (2).

Türklerin İslamiyet öncesinden gelen adet ve geleneklerin İslamiyet ile buluşmasıyla vakıf kültürü ve medeniyeti önemli derecede gelişmiş, vakıf hizmetlerinden yararlanabilmek için hiçbir ön şart aranmamış, dil, din, ırk gözetmeksizin herkesin bu imkânlardan yararlanabilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Kamusal hayatın düzenlenmesi konusunda cami, medrese, hastane, han, hamam, köprü,kervansaray, çeşme, su tesisi gibi imarethaneler padişahların da desteğiyle kurulmuştur. Sosyal dengenin sağlanması ve sınıf çatışmalarının önlenmesi noktasında ise maddi kaynakların toplumun en üst tabakasındaki kişilerden en alt tabakaya ulaşması vasıtasıyla sağlanmıştır.

Orhan Gazi Osmanlı döneminde vakıfların ilk kurucusudur. İznik’e ilk Osmanlı medresesi kurulurken medresenin idaresi için de bir kısım mal varlığını vakfetmiştir (3). Devletin siyasi ve mali anlamda gelişmesi vakıfların da artışını, hizmet alanlarının gelişmesini beraberinde getirmiştir. Öyle ki halka meyve sebze dağıtmaktan çocukların emzirilmesine, kuşlara yem vermekten kâse ve bardak gibi şeyleri kıran hizmetçileri, efendilerinin azarlamasından korumaya kadar uzanan bir faaliyet alanları vardır (4).

Vakıflar aracılığıyla düzenlenen ekonomik sistem, kültür, sağlık, eğitim, bayındırlık faaliyetleri, yardım ve sosyal hizmetlerin yerine getirilmesi noktasında önemli faydaları olmuştur (5).

Sonuç Olarak

Vakıflar bir devletin güçlü olmasında bir mihenk taşı bir yol haritasıdır. Vakıf her şeyden önce kardeşliği, farkındalığı, dış dünyada ki olaylarla hemhal olabilmeyi, bir arada yaşamanın faydalarını öğretmektedir. Osmanlı’da vakıfların hizmet götürmediği, etkin olmadığı herhangi bir yer kalmamıştır 18. asırda Türkiye’de günümüz sınırlarında Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nden alınan verilere göre 6000 vakıf bulunmaktaydı (6). Bu da kadim bir medeniyet olmanın sırrını ortaya koymaktadır.

 

Kaynakça

(1), (2) http://www.vgm.gov.tr/sayfa.aspx?Id=3
(3) Berki, Ali Himmet, (1962), “Vakıf Kuran İlk Osmanlı Padişahı”. Vakıflar Dergisi, Sayı: 5, sf:127-129.
(4) Kazıcı, Ziya, (2006), Vakıf Medeniyeti. Sivil Toplum Düşünce ve Araştırma Dergisi, Sayı: 15.
(5)  Kazıcı, Ziya, (1985), İslâmi ve Sosyal Açıdan Vakıflar, Marifet Yayınları, İstanbul.
(6) Bahaeddin Yediyıldız, Vakıf, IA, cild 22/2, sayfa 156.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı