AVRUPABALKANLARBÖLGESEL ANALİZLERSİZDEN GELENLER

Tarihin Arka Yüzü Bosna Olayları (Röportaj)

Röportaj: Cumali ÖZBEK

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri sürecinin çalışmalarının bizzat içinde olan, Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm başkanı Prof. Dr. Hüsamettin İNAÇ,  Bosna olayları üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.

Bosna olaylarına girmeden önce Avrupa’da durum nasıldı? Yugoslavya’nın etnik farklılığı ne gibi sonuçlar doğurmuştur?

İki kutuplu sistemin sona ermesiyle birlikte Avrupa birliğinde sorunlar oluşmaya başlamış ve ülkelerin bu sistemdeki rolleri belli iken, roller değişmeye başlamıştır. 2. Dünya Savaşı’nın ardından Tito’nun liderliğinde kurulan Yugoslavya farklı etnik ve  dini gruplardan oluşuyordu. Tito’nun ölümü ve ardından SSCB’nin dağılması ile Yugoslavya için de, sonun başlangıcı olmuştur. Bunun akabinde Yugoslavya parçalara ayrılmış ve Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar olarak üç bölgeye ayrılmışlardır. Ancak bu noktada Sırpların arkasında Ruslar, Hırvatları destekleyen almanlar varken Bosna’nın arkasında ise kimse durmamıştır. Boşnaklar, oradaki kimliği üstlenen tek güç olarak kalmıştır. Sırplar bağımsızlığını kazanınca Bosnalılar bu duruma kayıtsız kalamamışlardır.

Bosna olayları ne zaman ve nasıl başlamıştır, bize kısaca bilgi verebilir misiniz?

Bosna olayları, tarihi olarak 1991 bağımsızlık ilanıyla başlar. Boşnakların Avrupa içinde dini, etnik gibi unsurlar yönünden farklı olması nedeniyle Türk olarak algılanmış ve baskı görmüşlerdir. Müslüman olan Bosnalılara Boşnak denmiştir. Sırplar kendi bölgelerinde bulunan Müslüman Boşnaklardan bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse Yugoslav National Army tatbikat yapma bahanesiyle bölgeyi kuşatıp bombalaması, olayların iç savaşa dönüşmesine neden olmuştur. Bu çatışmalar sonucunda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir.

Olaylar bir soykırım mıdır? Ve Srebrenitsa hakkında neler söylemek istersiniz?

Evet. Olaylar kesinlikle bir soykırımdır. 1948 jenosit anlaşmasına göre soykırım olması için bir takım şartların oluşması gerekmektedir. Bunlardan ilki olayların devlet eliyle başlatılmış olması, kasıtlı olması, sürekli ve sistematik olması şeklinde tanımlanmıştır. Bosna’da yapılan katliamlar bir etnik temizlik olarak, devlet gözetiminde yok ediş şeklinde tezahür etmiştir.

Srebrenitsa bence insanlığın öldüğü yerdir. Özellikle insan haklarının güvenliği konusunda güven duyulan Birleşmiş milletlerin, olayları engelleyememesi ve gözetiminde yollanan Hollandalı askerlerin gözleri önünde yaklaşık olarak 11.000 kişinin toplu yok edilişlerinin izlenmesi olayların ne kadar korkunç bir hal aldığının kanıtıdır.

Bosna Savaşının bitişi nasıl olmuştur ve Srebrenitsa’daki katliama uluslararası adalet divanı ne gibi kararlar almıştır?

Savaş 3 yıl sürmüştür. Bu süre zarfında Boşnaklara bir tek Türkiye destek oluyor. Ancak bu bağlamda Türkiye’nin o dönemki imkânları da çok kısıtlı durumdaydı. Savaşın sonuna doğru Müslüman ülkelerden gelen yardımlarla Boşnaklar daha da güçlenmiş duruma gelmiş, ancak ABD ile 1995’te Dayton anlaşması ile ateşkes oluşmuş ve savaş bitmiştir. Ancak bu savaş sonunda Bosna birçok parçaya ayrılmış bölgesel kantonlar mevcut ve idari anlamda büyük sıkıntılar baş göstermiştir. Savaşın akabinde Türkiye Bosna’yı ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştur. Uluslararası adalet divanı tarafından Srebrenitsa’daki katliam “Soykırım” olarak nitelendirilmiştir.

Uzun tarihler içerisinde günümüze gelen Türk ile Boşnak ilişkileri, olaylar akabinde nasıl bir yol izlemeye başlamıştır?

Bosna ile Türkiye arasında çok önceden gelen tarihi ve politik yakınlık vardır. Fatih Sultan Mehmet’in bu toprakları fethi ile başlamış olan ilişkiler, Osmanlı döneminden bu yana sürekli bağlılık içinde süregelmiştir. İki ülkenin ortak tarihi ve Müslüman olması yaşanan zulümleri engellemek için işbirliği içinde olmasına, yardımlar konusunda da Türkiye’nin kayıtsız kalamayacağını göstermiştir. Türkiye yapılan insani ve politik destekleri ecdadına olan yükümlülüğü için yapmış ve hiçbir karşılık beklemeden Bosna’ya yardım elini uzatmıştır. Ancak, Türkiye yardımlar konusunda büyük iddialarla giriş yapsa da beklentileri tam olarak karşılayamamıştır.

Genel anlamda toparlamak gerekirse Bosna olaylarının, Avrupa Birliği ve Dünya toplumu açısından sonuçları neler olmuştur?

Genel olarak sonuçları şu şekilde toparlayabiliriz; Hristiyan Avrupanın Müslümanlara olan bakışı net olarak görülmüş ve etnik bağlamda değerlendirme yapıldığında Avrupa birliği içinde Müslümanlara yer olmadığı anlaşılmıştır. Bosna’da yaşanan zulümler ve uluslararası aktörlerin yeterince müdahil olamayışı, olayları engelleyemeyişi dünyanın sandığımızdan tehlikeli bir yer olduğunu göstermiştir.

Bosna olaylarına benzerlik gösteren ve yakın zamanda gerçekleşmiş, Suriye olaylarını örnek verebiliriz. Suriye’de de aynı Bosna’daki gibi etnik temizliğe girişilmiştir. Bu bağlamda etnik çoğunluk ve çok kültürlülük farklı grupların üzerinde etkisini daha da artırmıştır.

Prof. Dr. Hüsamettin İnaç kimdir?

Kasım 1974’te Uşak’ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini aynı şehirde tamamlamasının ardından 1992’de Marmara Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümünde okumaya hak kazandı. Üniversite’nin akabinde gene aynı üniversitenin Sosyoloji ve Antropoloji Bölümü’nde, “Marx ve Pareto’nun Sosyolojik Karşılaştırması” adlı teziyle yüksek lisansını ve Avrupa Topluluğu Enstitüsü’nün Avrupa Birliği Siyaseti ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında “Avrupa Birliği Entegrasyonu Sürecinde Türkiye’nin Kimlik Problemleri” (Identity Problems of Turkey during the European Union Integration Process) başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. 1998-2009 yılları arasında Dumlupınar Üniveritesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışan Prof. Dr. İnaç, 2009 Ekim’inde akademiden ayrılarak bir yıllık zaman diliminde bürokrasi içinde yer aldı. Kütahya, Afyon, Manisa ve Uşak illerini kapsayan Kuzey Ege Kalkınma Ajansı’nın kurucu Genel Sekreterliği görevini üstlenen Prof. Dr. İnaç, edindiği bilgi ve birikimi teoriden pratiğe aktararak bölge kalkınmasına hizmet etti. Şu an farklı üniversitelerin uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve sosyoloji bölümlerinde dersler veren yazar, sosyoloji ve siyaset biliminin birleştiği multi-disiplinler çerçevede yerli ve yabancı literatürde makale ve kitap yayınlarını sürdürmektedir. İnaç, Ağustos 2013 itibarıyla Dumlupınar Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümüne, bölüm başkanı ve profesör olarak atanmıştır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı