ASYABALKANLARSİZDEN GELENLERTARİH

Kırım Türkleri’nin Putin’den Beklentisi Nedir?

İki yıl önce Türkiye’nin Ekim ayında Moskova-Şam seferini yapan Rus uçağını askeri malzeme taşıdığı gerekçesi ile Türk hava sahasını geçerken indirmesinin sonucunda Rusya ile gerilim artmış ve Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin Kasım ayı başında yapacağı ziyareti “sağlık” gerekçesiyle ertelemiş, ertelenen ziyareti 3 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirmişti.

Prof. Dr. S. RIDVAN KARLUK

Turgut Özal Üniversitesi, İİBF

Vlademir Putin 1 Aralık’ta Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı için Ankara’ya gelecektir. Suriye ve Ukrayna başta olmak üzere uluslararası ve bölgesel konular da ayrıntılı biçimde masaya yatırılacaktır.
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım’ın güven mektubunu sunmasının ardından iki ülke ilişkilerini değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya-Türkiye arasındaki işbirliğinin bazı alanlarda stratejik boyut kazandığını açıklamıştır.

Konsey toplantısında Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Kuruluşu’na (ŞİK) üyeliği gündeme gelmeyecektir. Türkiye, 23 Mart 2011 tarihinde Diyalog Ortağı Statüsü kazanmak üzere yeniden başvuruda bulunmuş, başvurusu 6-7 Haziran 2012 tarihlerinde Pekin’de düzenlenen Devlet Başkanları Zirvesi’nde onaylanmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Temmuz 2012 tarihinde 24 TV’de Başbakan olarak Avrupa Birliği’ne yönelik sorulara cevap vermiş ve “Türkiye AB sürecini unuttu mu?” sorusunu şöyle cevaplandırmıştır: “Alın bizi Şanghay Beşlisi içine biz de AB’ye ‘allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?”

Türkiye yüzünü tekrar Batı’ya döndüğü için ŞİK üyeliği konusu kapanmışa benzemektedir ama Kırım’daki gelişmeler gündeme gelecektir.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Rusya’nın Türkiye’nin son derece önemli bir ticari partneri ve önemli bir komşusu olduğunu belirtmiş ve Ukrayna krizi için şunları söylemiştir:

“…Ukrayna’da yaşayan bütün etnik grupların, bütün değişik kesimlerin de memnun olacağı bir çerçevede bu sorunların aşılmasını arzu ediyoruz. Orada Kırım Türkleri de yaşıyor biliyorsunuz. Özellikle, Kırım Türklerinin koşulları tabi bizi çok yakından da ilgilendiriyor.”

Bakan Yılmaz haklıdır.

Çünkü Kırım ve Kırım Tatarları, Türkiye ve Anadolu Türkleri için çok önemlidir. Bu öneminden dolayı 21 Mart 2014 tarihinde Rusya Büyükelçisi A. G. Karlov Eskişehir’e yaptığı ziyaret kapsamında Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanı A. M. Sibagatullin ile beraber Tatar Kültür Evine ziyarette bulunmuştur.

Rusya Büyükelçiliğinin sitesinde o tarihte yer alan haber aynen şöyledir: “Tatar Kültür Evinde Büyükelçi Eskişehir Tatar diasporası temsilcileriyle sohbet etti, onlar Büyükelçiliği ve Tataristan Türkiye Temsilciliğini kültür merkezinin açılışına sağladığı katkıları için teşekkür ettiler. A. G. Karlov ayrıca şehrin üniversitelerinde eğitim gören Tataristan’dan gelen öğrencilerle görüştü. Tatar Kültür Evi Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Başkanı R. N. Minnihanov’un 2013 yılı Haziran ayında Türkiye Cumhuriyetine ziyaret çerçevesinde açıldı. Sözkonusu merkezde 20.Yüzyılın başında Türkiye’de yerleşen Rusya Tatarlarının geleneksel yaşam tarzını gösteren kültür, sanat eserleriyle beraber arşiv belge ve fotoğraf sergileniyor.”

Şimdi, Turkish Forum’da 4 Mart 2014 tarihinde yayınlanan “Kırım’da Franz Ferdinand Olayı Yaşanmasın” başlıklı yazımdan bir özeti paylaşmak istiyorum. Başkan Putin ile görüşmelerde Kırım sorunu gündeme geldiğinde yararı olabilir.

“ Sadece Rus kökenli milletvekillerinin çağrıldığı, Kırım Türklerinin ve Ukraynalı temsilcilerinin katılmadığı Parlamento’nun almış olduğu bu karar Batı dünyası ve Avrupa Birliği tarafından tanınmamalıdır.

Toplam 100 milletvekilinden sadece 64’nün katıldığı oturumda karar, 55 vekilin evet oyu ile alınmıştır. Silahların gölgesinde alınan kararlar, hangi demokratik Batı ülkesinde geçerli olabilir?

Soli Özel’in de 23 Şubat tarihli yazısında, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın 27 Şubat’ta NTV’de belirttiği gibi Ukrayna bölünebilir ve bundan hem Türkiye ve hem de Kırım Türkleri zarar görür. Ukrayna bölünürse, Kırım’da yaşayan 300 bin Kırımlı Türkü bu gelişmeden olumsuz etkilenir.

Günümüzde başta Eskişehir olmak üzeri Kırımdaki Tatar nüfusundan daha çok Kırım Türkü Anadolu’da yaşıyorsa, bunun sebebi Kırım Hanlığının Rus nüfuzuna geçmesidir.

Kırım’dan Türkiye’ye kitle göçleri, 1783’de Kırım Hanlığının ortadan kaldırılarak Rusya İmparatorluğu’nun Kırım’ı ilhak etmesinden sonra gerçekleşmiştir. İki yüzyıldan fazla bir süredir Anadolu’ya yönelik göçün sebebi, Kırım Türklerine yönelik baskıdır.

18 Mayıs 1944 de Stalin tarafından vatanlarından sürülen ve yarısı yollarda katledilen Kırım Türklerini unutmayalım.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel Mayıs 1998’de Kırım’ı ziyaretinde şunları söylemiştir: “Tarihin karanlık bir döneminde zorla, yaşadıkları topraklardan koparılmış olan Kırım Tatarlarının yeniden anayurtlarına dönmeleri, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün küresel bir mutabakata dönüştüğü zamanımızın ruhuna uygun bir tarihi gelişmedir.”

Torun tarafından Tatar olduğunu açıklayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Ukrayna’nın bütününün, Kırım da dahil olmak üzere istikrara kavuşması en büyük temennimizdir” demeci önemlidir ama, Türkiye bu konuyu demeçlerin ötesine taşımazsa, Kırım’daki örnek Türkiye için de gündeme gelebilir.

Kırım, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya arasında bir barış ve huzur köprüsü olmalı, şövenist yaklaşımlara ortam hazırlayan bir alan asla olmamalıdır.

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Spor Kulübü Derneği’nin 11-12 Ekim 2014 tarihleri arasında Eskişehir’de düzenlediği Çalıştay’ın sonuç bildirisinde, “Türkiye ve Rusya arasında bu yıl sonunda yapılacak olan Üstdüzey İşbirliği Konseyi’nde ve Türkiye ile Rusya arasında yapılacak olan tüm toplantılarda Kırım Tatarlarının yaşadığı sorunlar gündeme getirilmelidir” tespiti yapılmıştır.

Ortak Akıl Çalıştayı Sonuç Bildirisi’nde belirlenen ilkeleri Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nde Türkiye’nin muhataplarına iletmesi, Türkiye’de yaşayan tüm Kırım Türklerinin arzusudur:

Kırım’ın 2014 Şubat ayında Rusya tarafından işgali ve uluslararası hukuka aykırı
olarak yapılan Rusya 1994 yılında Budapeşte mutabakatı ile kabul ettiği Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü Kırım’ı işgal ederek ortadan kaldırmıştır.

Kırım Tatarlarının Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Tatar Milli
Meclisi Başkanı Refat Çubarov ve aktivistleri Kırım’dan uzak tutacak tüm kısıtlama, karar ve uygulamalara derhal son verilmelidir.

Kırım’da insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı uygulamalar ile basın, yayın ve
haberleşme hürriyetinin önündeki engellemeler kaldırılmalıdır.

Rus işgali ile birlikte Kırım Tatarlarının vatan Kırım’da yaşama, ibadet ve eğitim
hürriyetlerini kısıtlayan tehdit, darp, insan kaçırma ve cinayetlere son verilmelidir.

Türkiye ve Rusya arasında bu yıl sonunda yapılacak olan Üstdüzey İşbirliği
Konseyi’nde ve Türkiye ile Rusya arasında yapılacak olan tüm toplantılarda Kırım Tatarlarının yaşadığı sorunlar gündeme getirilmelidir.

Her yıl yapılan 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde tüm dünyada Kırım’da
insan hakları ihlal edilen Kırım Tatarlarının korunması için KTMM’nin Karar alması beklenmektedir.

Kırım’daki Kırım Tatar varlığı her zamankinden daha ciddi tehdit altındadır. Türkiye
ve Türkiye dışındaki Kırım Tatarlarının işbirliğini geliştirici somut çalışmaları başlatmaları gereklidir.

Kırım’da vatanlarından diktatör Stalin tarafından sürgün edilmiş Kırım Türklerinin bir daha bu sürgünü yaşamamaları için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda Putin nezdinde ağırlığını hissettirmesi, Türkiye’de yaşayan Kırım Türkleri için çok önemlidir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı