AVRUPABÖLGESEL ANALİZLERDIŞ POLİTİKAORTA DOĞU / AFRİKASİZDEN GELENLERTÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Türkiye Avrupa Ülkesi Mi? Yoksa Ortadoğu Ülkesi Mi?

MUZAFFER FURKAN EYÜBOĞLU

Sakarya Üniversitesi,Uluslararası İlişkiler

Türkiye, Avrupalılara göre Ortadoğu ülkesidir. Fakat Ortadoğululara göre “Avrupa ülkesidir” diye telkinde bulunamayız. Çünkü Türkiye; Ortadoğu’daki kimi devletlere göre batılı, kimi devletlere göre doğuludur.

Avrupa’yı “batılı”, Ortadoğu’yu da “doğulu” diye değerlendirebiliriz. Türkiye, bugün ne Avrupa ülkesidir ne de Ortadoğu ülkesidir. Türkiye, bugün doğulu kabuklarını kırmaya çalışıp batılılaşma yolunda ilerlemek isteyen bir geçiş ülkesidir. Türkiye’nin batılılaşma süreci sadece 55 yıllık bir serüven değildir. Lale devri ile başlayan 200 küsür yıllık bir süreçtir. Türkiye Avrupa Birliğine girip Avrupa ülkesi olabilmek için öngörülen hayat şartlarını ve toplum kurallarını yerine getirmek için çabalamaktadır. Fakat Türklerin 1000 yılı aşkın bir doğu gelenek ve görenek kökleri var. Tabi ki Türkiye de sadece Türkler yaşamıyor, birçok ırka mensup insanlarda mevcut fakat burada salt çoğunluğu değerlendirmeliyiz. Bu 1000 küsür yıllık yaşayış biçimi, gelenek ve görenekler, toplum yapısı vs. gibi unsurlar Türkiye sınırları içinde yaşayan insanların bu kalıpta sert ve uzun köklere sahip olmasına yol açmıştır. Yani Türkiye’nin doğuya bağlı sert kökleri vardır ve bu kökleri kaldırıp Avrupa ya kök salması uzun ve meşakkatli bir iştir. Ama imkansız değildir.

Peki bugün Türkiye ne kadar Ortadoğu’ya bağlı ,yada ne kadar Avrupa’ ya bağlı ? Bu sorunun cevabı 2010 yılında imzalanan Türkiye, Ürdün, Suriye ve Lübnan arasındaki ortak deklarasyonda cevap bulur gibi oldu. Akıllara, başta Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu adıyla kurulan ve daha sonra AB adını alan oluşum geldi. Acaba bu deklarasyonda, AB’ye karşı Ortadoğu Birliği’nin ilk tomurcukları olabilir miydi ? Bu tezin cevabı aslında hemen verildi. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir gazeteci arasında geçen konuşma aynen şu şekildedir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir gazetecinin, ”Bu oluşum bana AB’nin kuruluş dönemini hatırlattı. Acaba Türkiye AB’ye karşı alternatif bir oluşuma mı gidiyor” sorusu üzerine, ”Bu dörtlü serbest ticaret, serbest vize bölgesi hiçbir şekilde AB’ye alternatif değildir. Onu ikame etmez. Türkiye açısından AB’ye yönelik taahhütler geçerlidir ve AB’ye tam üyelik konusunda da Türkiye kararlıdır” diye konuştu. Ahmet Davutoğlu’nun bu yanıtı Türkiye’nin Avrupa ülkesi olmaya niyetinin kesin olduğunu, Ortadoğu ülkesi olmadığını ve olmayacağını işaret ediyordu.

Türkiye hiçbir zaman bu soruya net bir cevap vermemelidir. Çünkü Türkiye bugün jeopolitik konumu sebebiyle çok stratejik bir bölgededir. Hem Dünya hakkında önemli kararlar verebilen Avrupa’ ya, hem de dünyanın yaramaz çocuğu olan Ortadoğu’ya bağlı kalmak zorundadır. Yani bir kolu Avrupa’da diğer bir kolu da Ortadoğu’da olmak zorundadır ve bu kollara eşit yaklaşmalıdır. Çünkü dengesiz bir yaklaşım büyük sorunları beraberinde getirecektir. Örnek vermek gerekirse, güncel olarak bugün Ortadoğu’da IŞİD denilen bir problem vardır ve tüm Avrupa Türkiye’nin bu işe el koymasını beklemekte ve baskı yapmaktadır. Peki bugün Türkiye bir Avrupa ülkesi olsa idi bu baskı ve beklenti olur muydu? Buradan da görülebileceği üzere Avrupa, Türkiye’yi Ortadoğu ülkesi olarak görmektedir. Peki, Türkiye Ortadoğu ülkesi olsaydı ve IŞİD’i el altından destekleyip Uluslararası toplantılarda da bunu savunsaydı yine Avrupalıların görüşleri ne olurdu?

Bugün Türkiye pragmatist bir politika izlemelidir, kısmen izliyor da. Yeri geldiğinde Avrupalı, yeri geldiğinde de Ortadoğulu oluyor. Fakat bugün Türkiye bölgeye yakınlığı münasebetiyle Ortadoğu da Avrupa’ ya nazaran biraz daha fazla söz sahibidir. Fakat Türk hükümeti bu hakkı tam anlamıyla kullanmıyor. Aslında iyide ediyor.Bazen “Biz Ortadoğu ülkesi değiliz bizi doğrudan ilgilendiren bir durum değildir” , yeri geldiğinde de “ Biz bölgede Avrupalı devletleri görmek istemiyoruz” gibi mesajları doğrudan olmasa da dolaylı yoldan ima ederek bu konuda pragmatizmi iyi uyguluyorlar diyebiliriz.

Avrupalı devletlerin Türkiye’yi Avrupa ülkesi olarak görmek istemediği bariz ortadadır, kanıt olarak da 55 yıllık müzakereyi gösterebiliriz. Ve bu baskı bir şekilde bizi Ortadoğu’ya daha da yaklaştırıp, kollardan birine daha da yaklaşmamıza ve sorunlar getirmesine sebep olmaktadır. Siyasi olarak belirtmek istersek Avrupalı devletlerin sayesinde bugün Türkiye, Dünya gözünde Ortadoğu ülkesi olarak görülmektedir. Fakat yine kesin olarak “Türkiye Ortadoğu ülkesidir” diyemiyoruz.

Peki, toplum yapısını inceleyip bu soruya cevap vermeye çalışalım. Türkiye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlar Avrupa ya mı yakın? Yoksa Ortadoğu’ ya mı? Burada karşımıza yine kalın ve uzun köklerimiz çıkıyor. Türk anayasasında laik yazmasına rağmen Türkiye’nin %98 i İslam dinine mensuptur. Yani İslam’dan dolayı yine doğuya bir bağlılık söz konusu, gelenek ve göreneklerden dolayı bir bağlılık söz konusu. Yaşayışa baktığımız zaman ise yine doğunun yaşayış biçimini görüyoruz. Yazımın başında da bahsettiğim gibi Türkiye bir geçiş ülkesi olduğu için, doğunun bazı gelenekleri batıya uydurulmaya çalışılıyor. Yani Türkiye gün geçtikçe batıya kayıyor. Bugün batılılaşma en temelden, aileden başlıyor. Aile yapısından başlayıp, devletin en yüksek mercilerine kadar batılılaşma çabası mevcut. Ancak bugün Batılılaşmaya destek veren olduğu gibi, kendi öz kültürüne sıkı sıkıya bağlı olup buna karşı çıkanda var. Fakat devlet politikası batılılaşma yolunda ilerlemek istiyor. Nitekim bunu yapıyor da. Birçok konuda Avrupa örnek alınarak ilerlenmek isteniliyor. Devletin bu politikası ister istemez halkı da etkiliyor, en küçük yapı taşı olan ailelerde bundan etkileniyor ve bu süreç yavaş yada hızlı bir şekilde ilerliyor. Yani toplumda da bir batılılaşma söz konusu. Ama Türkiye Avrupa ülkesi mi yoksa Ortadoğu ülkesi mi diye sorduğumuz zaman, toplum tarafından baktığımızda yine kesin bir cevap veremiyoruz. Söyleyebildiğimiz tek şey toplumun da bir batılılaşma süreci içerisinde olduğudur.

Peki Türklerin batılılaşma süreci neden bu kadar ağır ve kararsızca ilerliyor? Bu sorunun cevabı aslında bizim konumuzun başlığı, Türkiye’nin hangi tarafta olduğunun belli olmaması. Fakat şunu söyleyebiliyoruz ki, gün geçtikçe Türk halkının doğuya olan sert ve uzun kökenleri giderek kısaltılıyor. Avrupa’ya ise yeni yeni kök atmaya başlıyoruz. Bu aslında ciddi bir ilerleme, çünkü batının üstünlüğünü uzunca bir süre kabul etmeyen ve batılılaşma gibi bir terime inanmayan insanların torunlarıyız biz. Yıllar önce batılılaşmanın ne olduğunu bilmeyen atalarımızın torunları yani biz, bugün Avrupa’ya bir kök attık ve bundan sonrası bu kökün uzayıp gitmesidir. Ama şöyle bir durumda var ki bizim doğudaki köklerimiz hala erimiş, yok olmuş değil. Belki böyle bir şeyin olması bir 200 yıl daha alabilir.

Belki bu kökler belli bir yere kadar kısalacak ve oradan sonra kısalma duracak. Belki de yeni gelen jenerasyon, batılılaşma ile büyüdüğü için çok hızlı reaksiyon gösterecek ve bu süreç daha kısa sürede tamamlanacak. Bunun gibi birçok olasılık olabilir. Fakat kesin olarak söyleyebildiğimiz bir şey var ki oda şu; Avrupa Türkiye’ ye Avrupalı gözüyle bakmadıkça, biz toplum yapısı olarak istediğimiz kadar Batılılaşalım, istediğimiz kadar özümüzü terk edelim, istediğimiz kadar yozlaşalım, onlar istemediği sürece hiçbir zaman Avrupa ülkesi olamayacağız. Her ne kadar bugün Türkiye uluslararası platformlarda Avrupa ülkesi çerçevesinde gösterilse de, AB’de olmamamız ve 55 yıldır kapıda beklememiz Türkiye’nin Avrupa ülkesi olmadığına büyük bir kanıttır. Sonuç olarak özetlemek gerekirse, Türkiye bugün ne Avrupa ülkesi ne de Ortadoğu ülkesidir. Avrupa ülkesi olmak için 200 yıldır kabuklarını kırmaya çalışan bir geçiş ülkesidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı