ASYABÖLGESEL ANALİZLERSİZDEN GELENLER

Kırım Krizi Ve Uluslararası Boyutu

Seher Gözde Ustaömer

Yeditepe Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Karadeniz için stratejik bir bölge olan ve Ukrayna’nın en güneyinde bulunan Kırım, Karadeniz’in kuzeyinde bulunan bir yarımadadır. 1992’den 2014’e kadar Rusların ağırlıklı olarak bulunduğu özerk bir cumhuriyet olan Kırım’da, Ruslar adanın %58’ini, Ukraynalılar %28’ini ve Tatarlar %14’ünü oluşturmaktadırlar. Gerek konumundan gerekse etnik yapısından dolayı Kırım Rusya için stratejik anlamda büyük önem taşımaktadır.

Kırım’ın Rusya için en önemli yerlerinden biri Sivastopol limanıdır. Karadeniz’e açılan bu liman Rusya’nın en büyük donanmasının bulunduğu ve güvenlik açısından, Rusya’nın stratejik amaçlarla çok önem verdiği limandır. Aynı zamanda, Rusya’nın geçmişten beri var olan sıcak denizlere inme amacını devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu bir bölgedir.

Bu bağlamda Rusya’nın Ukrayna müdahalesinin amaçlarını, nedenlerini ve sonuçlarını inceleyebilir ve Kırım’da yaşanan gelişmelerin uluslararası boyutlarını görebiliriz.

Ukrayna 1991’de bağımsızlığını kazanmasının ardından Batıyla yakınlaşmış ve Batı ile işbirliği içine girmiştir. Ama yine de Ukrayna’nın Rusya’ya karşı güçlü durabileceği kaynakları sınırlı, pozisyonu da yetersizdir[1].

21 Kasım 2013’de Ukrayna hükümeti, Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşmasıyla ilgili görüşmelerini durdurdu ve Rusya ile ortaklığa yöneldi. Bu tarihten itibaren, Ukraynalılar, 2009’dan beri Avrupa Birliği ile görüşülen ortaklık ve gümrük birliği anlaşması yerine Rusya ile gümrük birliğine katılma görüşmelerine yönelmeyi tercih eden Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’e karşı protestolar başlatmışlardır. Bu hükümet aleyhine gerçekleşen protestolar sonucunda Ukrayna hükümeti Viktor Yanukoviç’in yetkilerinin geçici olarak Oleksandr Valentinoviç Turçinov’e verilmesi kararını almıştır[2]. Ukrayna’da Rusya’ya daha yakın bir hükümetin bulunması, Rusya için önemli bir durumdur. Bu nedenle gerçekleşen hükümet değişimine, Rusya’nın tepkisi olumsuz olmuştur.

Bu siyasi değişim, Ukrayna’da hükümet karşıtı gösterilere neden olmuştur. Kırım’da, Ukraynalı Ruslar, hatta birçok Tatarlar yaptıkları karşıt protestolar çerçevesinde, Rus nüfusun tehdit altında olabileceği gibi bir durum göstermişlerdir. Bunun sonucunda Rusya’dan yardım çağrılarında bulunmuşlardır. Böylelikle, Rusya’nın Kırım’a müdahalesinde nedenler oluşturulmuştur.

Bu müdahalenin altındaki ana neden Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’ya bağlanmasıydı. Bu amaç ve müdahale doğrultusunda, Ukrayna tek taraflı olarak bağımsızlığı ilan etmiştir ve bunun sonucunda Rusya, Kırım’ın statüsü için referandum talebinde bulunmuştur.

Kırım parlamentosu, Kırım’ın Rusya’ya bağlanacağı kararını ve 16 Mart 2014’de referandum yapılacağını duyurmuştur. Rusya tarafından Ukrayna’ya bağlı, Kırım’a yapılan müdahale uluslararası sistem tarafından eleştirilmiştir. Batı dünyası, Rusya’nın müdahalesinin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiği açıklanmasında bulunmuştur.

16 Mart 2014’de, Kırım seçmenleri %96,77 oyla Rusya’ya bağlanma kararlarını göstermişlerdir. Bu referandumu Kırım Tatar’ları boykot etmiş olsalar da, sonuç Rusya lehine sonuçlanmıştır.

Bu referandum sonucunda, Kırım’da ki referandumun hukuka aykırı olduğu üzerine, dünyadan tepkiler kendini fazlaca göstermeye başlamıştır. Kırım’da kullanılan self determinasyon hakkının uluslararası hukuka aykırı olduğu tartışılan en önemli konudur. Çünkü bu hak sömürge yönetimi ve işgal altındayken kullanılabilir. Self determinasyon hakkı, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 1/2 ve 55. maddelerinde yer almıştır. Ama bu hak, ülke bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığı ihlal edemez. Şart’ın 1. maddesinin 2. fıkrasında “milletlerarasında, halkların eşit hakları ve kendi kaderlerini kendilerinin kararlaştırması ilkesine dayalı dostane ilişkilerin geliştirilmesi” konusundan bahseder[3].

Kırım’da gerçekleşen referandum barışçıl amaçlarla ve anlaşmalarla düzenlenmeyen bir referandumdur ve bu referandumun ancak Ukrayna hükümeti tarafından yapılabilmesi mümkündür. Kırım’ın ayrılmasında söz konusu olan durum “ayrılma” sürecidir. Bu durumda da ayrılma hakkı Birlemiş milletler Şartı tarafından zaten tanınmayan bir haktır. Bunun nedeni “devletin ülkesinin bütünlüğü” prensibidir[4].

Kırım krizinin nedenlerinin bir boyutu da enerjidir. Günümüzde enerji, jeopolitik dengeler için önemli bir role sahiptir. Bu nedenle, enerji konusu da Ukrayna’da ortaya çıkan krizin dikkate alınması gereken bir boyutudur.

Avrupa’ya Rus gazının bağlanmasında, Ukrayna bir geçiş bölgesidir. Bu nedenle hem Avrupa için hem de Rusya için önemli bir yere sahiptir. 2014’de Ukrayna’nın enerji ithalatını çeşitlendirme ve enerji bağımsızlığı stratejisi çevresinde, Rus gazına bağımlılığını azaltma stratejisi, Kırım meselesinin eklenmesi ile suya düşmüştür. Rusya, enerji ürünlerini, Avrupa’ya sağlayan birincil ülkedir. Avrupa’nın da, Rusya’ya enerji bağımlılığı, Avrupa’nın Kırım krizi üzerinde tutumunu etkileyen önemli bir faktördür.

Kırım’ın Rusya’ya bağlanması sonucunda, Avrupa Birliği,  Rusya’ya karşı yaptırımlar uygulamak isteseler de, Rusya ve Avrupa arasında ki ekonomik ilişkiler, Avrupa’nın geniş çaplı yaptırım uygulamasını engellemiştir.

Türkiye’ye baktığımızda ise, Türkiye’nin Kırım Tatarlarıyla tarihsel ve kültürel bağlara sahip olması nedeniyle, Kırım yarımadası çok önemli bir bölgedir[5]. Aynı zamanda, Tatarlar Ukrayna’da Müslüman bir unsurdur. Bu nedenle, Türkiye daha çok Ukrayna’nın bütünlüğü için bir tutum sergilemiştir.

Sonuç olarak, Rusya geçmişten beri büyük güçler arasında yer alan ve gücünü her zaman pekiştirmek için yeni yollar arayan etkin bir ülkedir. Bu nedenle Rusya Kırım’ı kendi çıkarları doğrultusunda Ukrayna’dan ayrılıp kendine bağlanması için bazı stratejiler uygulamıştır. Kırım’daki Rus nüfusun fazlalığı çok önemli bir faktör ve bu durum Kırım’ın bağımsızlığı ve ardından Rusya’ya bağlanmasını kolaylaştıran en önemli nedenlerden biridir. Rusya’nın Kırım’a müdahalesi ve Kırım’da gerçekleşen referandum uluslararası hukuka aykırı olsa da Kırım Rusya’ya bağlanmıştır ama hala uluslararası sistemde tartışmalar devam etmektedir.

[1] Ali Asker, “Tamamlanmamış Devrim: Doğu-Batı Ekseninde Ukrayna Krizi”, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, erişim tarihi 21.01.2015, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/ukrayna/2014/02/22/7448/tamamlanmamis-devrim-dogu-bati-ekseninde-ukrayna-krizi.

[2] Vügar İmanbeyli, “Ülke-İçi Krizden Uluslararası Soruna Ukrayna-Kırım Meselesi”, Setav, erişim tarihi 17.01.2015, http://setav.org/tr/ulke-ici-krizden-uluslararasi-soruna-ukrayna-kirim-meselesi/perspektif/14602[3] Abdullah Uz, “Teori ve Uygulamada Self-Determinasyon Hakkı”, Uluslararası Hukuk ve Politika 92007: 65.[4] Self Determinasyon İlkesinin Azınlıklar Açısından Değerlendirilmesi, erişim tarihi 19.01.2015, http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/12_36.pdf.[5] Vügar, İmanbeyli, “Ülke-İçi Krizden Uluslararası Soruna Ukrayna-Kırım Meselesi”, Setav, erişim tarihi 17.01.2015, http://setav.org/tr/ulke-ici-krizden-uluslararasi-soruna-ukrayna-kirim-meselesi/perspektif/14602.

* Bu metin ilk olarak Akademik Perspektif Dergisinin Şubat 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı