AVRUPABÖLGESEL ANALİZLERDIŞ POLİTİKAORTA DOĞU / AFRİKASİZDEN GELENLERTARİHTÜRKİYE

Afrika’da Fransız Sömürgeciliğinin İzleri

Gökçe HUBAR

Paris 1 Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Master programı 

Afrika halkları, sömürgecilik geçmişlerini geride bırakarak, küresel gündemde daha aktif olmayı amaçlıyorlar.Ancak bunu başarabilmek için hiç şüphesiz ki geçmişin kalıntılarıyla yüzleşmeleri gerekiyor. Bu metinde esas olarak Afrika’daki Fransız sömürgeciliğinin kültürel gerekçelerinden bahsedilecek ve geçmişin izlerine dair tespitlerde bulunulmaya çalışılacaktır.

Sömürgeci güçler gittikleri topraklarda yalnızca altın ve elmas madenleri; uranyum, petrol ve gaz kaynakları; ilaç ve kozmetik hammaddeleri; kakao, kahve ve şeker kamışı ile değil aynı zamanda yerli halkların dilleriyle, inançlarıyla, kültürleriyle, hatta düşünce biçimleriyle de ilgilenmişlerdir. Dolayısıyla sömürgeciliğin hem ekonomik ve ticari çıkarları hem de kültürel ve politik hedefleri vardır. Kimi ülkeler ilkini daha fazla önemsemişlerse de, sömürgelerinin içişlerine müdahale etmekten kendilerini alamamışlardır. Bunun içindir ki, sınırlarını cetvelle çizdikleri toprakları bir gün hür bırakmak zorunda kalacaklarının bilincinde oldukları için, bağımsız devlet statüsü kazanmalarından sonra bile buralarda etkin kalmanın yöntemlerini önceden planlamışlardır. Kıtanın önemli bir bölümünü aralarında paylaşan İngiliz ile Fransız sömürgeciliğinin en büyük benzerliği budur. Öte yandan kültürel ve politik alan üzerinde Fransa’nın daha kalıcı etkiler bırakmayı başardığını söylemek mümkündür. Bu sayede Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda birçok Afrikalı ülkenin, Fransa’nın ulusal menfaatleri aleyhine oy vermeleri çok zordur. Fransa, Afrikalı halkları, onları ilkellikten kurtarıp medenileştirdiğine ikna etmeye çalışmıştır.

1789 Fransız Devriminin amacı olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik değerlerini evrensel ölçüde yaymak isteyen Fransa, paradoksal olarak, III. Cumhuriyet döneminde sömürgelerini genişletmeye çalışmaktaydı. İsimleri Fransa’da pek çok caddeye ve okula verilen Jules Ferry gibi politikacılar, üstün ırkların aşağı ırkları “medenileştirme görevi” (“mission civilisatrice”) olduğunu öne sürmekteydi. Rudyard Kipling’in 1899’da yayımladığı “Beyaz Adamın Yükü: Birleşik Devletler ve Filipin Adaları” isimli şiiri de, beyaz ırkın diğer halkları sömürgeleştirmesinin o halkların yararına olduğunu öne süren zihniyetin bir tezahürüydü.

Fransız milliyetçiliği denince akla ilk gelen isimlerden biri olan ünlü tarihçi ve filolog Ernest Renan, Fransız milletinin Afrikalı milletlerden (ırk anlamında) hiyerarşik olarak üstün olduğuna inanıyordu. Milletin ortak yaşama arzusu ve ortak tarihi mirasa sahip insanlardan müteşekkil olduğunu, dolayısıyla yalnızca ortak dil ve ortak coğrafya gibi somut elemanlarla kurulamayacağını düşünüyordu. Fransızca bilen ve Fransa’da yaşayan Afrikalı göçmenlerin Fransız olarak kabul edilemeyeceğini öne sürmekteydi. Ayrıca antisemitti; Semitlerin Aryanlardan daha aşağı bir ırk olduğunu, bir tek Aşkenaz Yahudilerinin -Semit ırkından olmadıkları gerekçesiyle- aşağı ırk olmadıklarını iddia ediyordu.

Kendilerine yeni pazar, sermaye, hammadde ve ucuz işgücü bulan Fransız yetkililer, ilkel milletleri “medenileştirme görevi” olduğunu öne sürerek Afrika’da kendilerine ayrılan bölgelerde sömürge ya da protektora modelleri kurdular. Daha sonra bağımsızlığına kavuşan bu topraklarda Fransız dilini, kültürünü ve Hristiyanlığı öğretmeye çalışan ve başka hiçbir hedefi olmayan iyi niyetli misyonerler de vardı; Afrika halkları arasındaki etnik farklılıkları körükleyen kötü niyetli casuslar da vardı. 1962’de bağımsızlığına kavuşan Ruanda’da 1994 yılında bu şekilde korkunç bir soykırım yaşandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinden biri olan Fransa bu soykırımı önleyebilecek araçlara sahipti, ancak önleyemedi. Veto hakkına sahip olduğu için, Ruanda soykırımında herhangi bir sorumluluğu olup olmadığı sorusu BM veya Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde hiçbir zaman sorgulanamadı.

Orta Afrika’yı daha iyi kontrol edebilmek için 1908 yılında AEF (Fransız Ekvatoryal Afrikası) isimli federal bir yapı oluşturan Fransızlar; bugünkü Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad ve Gabon’u birleştirmişlerdi. Bugün ise hepsi ayrı birer bağımsız devlet konumundalar ve birbirleriyle siyasi sorunları var. Kuzey Afrika’da da iyi bir komşuluktan söz etmek mümkün değil. Örneğin Fas’ın Batı Sahara meselesinden dolayı Moritanya ile, politik sebeplerden dolayı ise Cezayir ile ciddi sorunları var. Bazı durumlarda Afrikalı ülkeler, birbirlerine karşı eskiden kendilerini sömüren ülke ile işbirliği yapmak isteyebiliyorlar. Bu yüzden gerçek bir Afrika dayanışmasından, birliğinden söz etmek zordur.

Sekretaryası Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da bulunan Afrika Birliği ise, ne yazık ki, Avrupa Birliği gibi etkili bir bölgesel örgüt olma özelliğine sahip değildir. Afrika’da yer almasına rağmen Fas Krallığı, bu örgüte üye olmayı reddetmektedir. Orta Afrika Cumhuriyeti ise, 2012-13 yıllarında yaşadığı kriz nedeniyle üyeliğini askıya almıştır. Avrupa Birliğine üye devletler, her yaşadığı krizde hiç olmadıkları kadar kenetlenirlerken, Afrika ülkeleri en hayati bir konuda bile kriz önleme masası kuramamaktadırlar.

Ekonomik yetersizlikler, hastalıklar, silahlı çatışmalar, terör örgütleri ve siyasi istikrarsızlıklarla anılan Afrika ülkeleri, Afrika’nın kaderinin bu olmadığını bütün dünyaya gösterebilmek için el ele vermek zorundadırlar. Ülkenin ekonomik kaynaklarını adil bir şekilde paylaştırmayan, zenginlikleri kendi istediği kişilere ve şirketlere dağıtan diktatörlere karşı Afrika Birliği nezdinde bir yaptırım mekanizması geliştirilmelidir. Afrika’nın dünyanın en fakir ve güçsüz kıtası olarak tanınmaktan kurtulmasının tek yolu, bu ülkelerin ekonomilerini ve siyasi rejimlerini iyileştirmelerinden geçmektedir.

KAYNAKLAR
Dino Costantini, Mission civilisatrice, Paris, La Découverte, 2008
Jean-Sébastien Stehli, “Colonisation: Une histoire française”, Erişim tarihi 15.03.15
http://www.lexpress.fr/culture/livre/dictionnaire-de-la-colonisation-francaise_822077.html
Jules Ferry, 28 Temmuz 1885 tarihli “Sömürgecilik üzerine konuşma”, Le web pédagogique, Erişim tarihi 15.03.15

Jules Ferry, Discours sur la colonisation (28 juillet 1885)


BS Encyclopédie, Les grands empires coloniaux, Erişim tarihi 15.03.15
http://www.encyclopedie.bseditions.fr/article.php?pArticleId=125&pChapitreId=30489&pSousChapitreId=30498&pArticleLib=Les+grands+empires+coloniaux+%5BHistoire+%3A+1900%2C+l%92Europe+domine+le+monde-%3EL%92imp%E9rialisme+europ%E9en%A0%3A+le+colonialisme%5D

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı