AVRUPABÖLGESEL ANALİZLERTÜRKİYETÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Avrupanın Güvenliğinde Türkiye

HAMİD AHMEDLİ

Qafqaz Üniversitesi, Kamu Yönetimi

Bugün Avrupa ile Asyanı birleştiren güzergahın merkezinde yerleşen Türkiye Avrupa Birliği’nin en önemli ortaklarından biri olarak kalmaktadır. Çünkü ülke büyük ekonomik potansiyele, eğitimli ve dinamik nüfusa, önemli joestratejik konuma ve en esası NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahiptir. Öte yandan Türkiye GSMH’ya göre dünyada 18’nci, Avrupa’da ise 7’ncidir ve bu durum onu Avrupa için çekici kılıyor. Avrupa Birliği – Türkiye ilişkileri 1963-de Ankara Anlaşması ile başlamış ve 1996’da ülkenin Avrupa Gümrük Birliği’ne üye olması onu Avrupa’ya daha da yaklaştırmıştır. O devrden bu yana Türkiye AB’nin en önemli ticari ortağıdır. [1]Türkiye-AB ilişkilerinin dönüm noktası, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’dir. Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin adaylığı resmen onaylanmış ve diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. 2004 yılında ise Brüksel Zirvesi’nde Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde karşıladığı ifade edilmiştir. Fakat bu güne kadar belli engellerden ve ortaya çıkan sorunlardan dolayı hala birliğe üye olmak süreci olumlu sonuçlanmamıştır. Şayet biz son 10 yılın ekonomik istatistiklerine bakacak olursak, Türkiye – Avrupa Birliği arasında ekonomik ilişkiler büyüyen çizgiyle gelişmektedir ve bunu  ithalat-ihracat işlemlerinde net bir şekilde gözlemleye biliriz. Ancak hem Türkiye-Ermenistan ve Türkiye-Yunanistan ilişkileri, hem de ülkenin ekonomik refah durumunun birlik ülkelerindekinden düşük olması ve en önemlisi Kıbrıs sorununda ortaya koyduğu tutum esas alınarak Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği imkansız olmuştur. Fakat son yıllar yaşanan olaylardan dolayı Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğinde rolü daha da artmış ve bütün bunlar tarafları yaklaştırmıştır.

Enerji İlişkileri

Enerji, Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli konularından birini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bugün Avrupa’nın enerji güvenliğinin teminine ve çeşitlendirilmesine büyük katkı sağlamaktadır. [2]Türkiye, ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa’daki tüketici pazarları arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir. Şöyle ki, son yıllarda Ukrayna olaylarından ve Kırım’ın ilhakından sonra Rusyayı teğet geçerek Avrupa’ya aktarılması planlanan enerji hattları Türkiye üzerinden geçecek. Avrupa’nın rus doğalgazına alternatif olacak güzergahlardan Hazar (Güney Gaz Koridoru aracılığıyla), Kuzey Irak, İran ve Doğu Akdeniz bölgesinin enerji ürünleri Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacak. Bir diğer tarafdan Rusya’nın Avrupa Komisyonu tarafından durdurulan Güney Akımı boru hattının alternatifi olacak Türk Akımı da Türkiye topraklarından Avrupa’ya gönderilmesi planlanmıştı. Bu proje eski kıtada Rus tekelini güçlendirecekti ama yine de bu projenin gerçekleşmesinde anahtar ülke Türkiye idi. Ancak hem doğal gaz fiyatlarında iki ülke arasında yaşanan kararsızlık, hem de rus savaş uçağının düşürülmesi konuyu belirsiz bir süre için erteledi. Bazı siyasi araştırmacılara göre Türkiye TANAP ve onun devamı olarak Avrupa’ya Azeri doğal gazını taşıyacak TAP boru hattının Türk Akımı projesinden daha önce gerçekleşmesini istediğinden, iki ülke arasında nihai sonuç elde edilmemiştir. Ama bir çok enerji uzmanlarına göre Rus-Türk görüşmelerinin yeniden başlatılması bekleniliyor. Tüm bunlar Türkiye’ni Avrupa’nın enerji güvenliği için önemli partnere dönüştürüyor. [3]Hatta Türkiye  ile AB arasında Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu tesis edilmiş olup, ilk toplantı, dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ve AB Komisyonu Enerji Birliğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Maroş Şefçoviç eş başkanlığında 16 Mart 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenmiştir. Öte yandan, Ceyhan Limanı’nın ülkenin jeostratejik konumundan istifadeyle, petrol ihracatı ve ticaretinde bir merkeze dönüştürülmesi planlanmaktadır. Nihai olarak söyleyebileriz ki, Türk hükümeti ülkeni Enerji Ticareti Merkezi (HUB) olma amacına ulaşmayı hedefliyor.

Göçmenler konusu

Bence enerji meselesi kadar bir diğer konu daha birliğin güvenliğini Türkiye’den bağımlı duruma düşürüyor. Bu son yıllarda Avrupa’yı saran mülteci bunalımıdır. Arap baharı ve onun etkisiyle komşu Suriye’de yaşanan süreç ve iç savaş II dünya savaşından sonra dünyada en büyük mülteci dalgasının oluşmasına sebep olmuştur. Ortaya çıkan göçmen ve mülteci dalgası en çok Türkiye’ni etkilemiştir. Çünkü son verilere göre, şuanda ülkede Suriye’den gelen nüfus 3 milyon kişiyi geçmiştir ve 2011’den günümüzedek Türkiye 8 milyar dolar harcamıştır. Fakat Türkiye ile beraber Avrupa ülkeleri de göçmen akınına maruz kalmıştır ve bu kıtanın güvenliği için 1 numaralı soruna dönüşmüştür. Mülteci ve göçmen akınlarından sonra Avrupa’nın merkezi kentlerinde yaşanan terör olayları ve tüm bunların sonucu neo-faşist hareketlerinin artması kıtanın bu meselede ilkesel tutumunu ortaya koymasına sebep olmuştur. Hatta yaşananların merkezi ve doğu Avrupa ülkelerinin kültürel ve ekonomik hayatlarına olumsuz etki göstereceği ve schengen bölgesini yok edeceği gözlentileri hala güncelliğini korumaktadır. Sorunun çözümü için ilk defa 29 Kasım 2015’de Türkiye ve Avrupa Birliği yöneticiliği arasında görüşme olmuş ve 18 Mart 2016’da iki taraf arasında anlaşma sağlanmıştır. Avrupa Birliği’nin 28 üyesinin onayladığı plana göre, Türkiye’den Yunan adalarına geçmekle Avrupa’ya gitmek isteyen tüm Suriyeli göçmenler ve mülteciler 20 Martdan itibaren Türkiye’ye geri gönderilecek ve kabul edilecek her bir Suriyeli karşılığında Türkiye’deki kamplardan bir melteci Avrupa Birliği ülkeleri tarafından alınarak kendi topraklarında yerleştirilecek. Anlaşma kapsamında Türkiye’de yaşayan 72 bin göçmenin Avrupa Birliği ülkelerine yerleştirileceği hedefleniyor. [4]Suriyeli olmayan göçmenlerin durumu ise belirsiz. Çünkü 2016’nın başından bu yana Ege’yi geçerek Yunan adalarına ulaşan 130 bin göçmenin yüzde 50’den azı Suriyeliydi. Kalanlar ise AB’nin ekonomik göçmen olarak tanımladığı Pakistanlılar, Afganlar, Iraklılar ve İranlılar.

Tüm bunların karşılığında Türkiye başlıca 3 konuda başarı elde etmiş sayılır;

  1. Vizesiz Avrupa – anlaşmaya göre Türkiye vatandaşlarının Temmuz ayından itibaren Schengen bölgesine vizesiz yolculuğu sağlanacaktır. Ama bu kararın gerçekleşmesi için Türkiye’nin yapması gereken bir takım düzenlemeler var ve bunlardan biri de Biyometrik pasaportların uygulamaya geçmesidir. Türkiyenin gerekli adımları atmasına pararlel olarak Nisan ayının sonu AB Komisyonu değerlendirmesini açıklayacaktır.
  2. Mali yardım – Mart ayının sonunadek Türkiye’ye mültecilerin sorunları için verilmesi amaçlanan 3 milyar euro tutarında ücretin iletilmesi hızlandırılacak (çünkü bu zamanadek Türkiye’ye sadece 95 milyon euro ödenilmiştir). Eğitim, sağlık, altyapı, gıda ve diğer alanlarda projeler üretilecek ve mali yardım adı geçen alanlara yöneltilecek. Şayet olumlu sonuç alınarsa, 2018’in sonunadek daha 3 milyar euro AB tarafından verilecek.
  1. AB-Türkiye üyelik görüşmeleri – Türkiye üyelik müzakerelerinin başlanması çerçevesinde yeni fasılların görüşmeye açılmasını ısrarla istemektedir ve 33’cü faslın (Mali ve Bütçesel hükümler) Nisan ayınadek AB Komisyonu tarafından açılmasına karar verilmiştir. Diğer fasılların da biran önce açılması için çabalar hızlandırılacak.

Sonuç

Türkiye göçmenler konusunda son derece insani yaklaşım çerçivesinde haraket etmektedir ve kıtanın güvenliğinin sorumluluğunu kendi üzerine almaya hazırdır. Geçdiğimiz hafta Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “[5]Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den başlar” ifadesini söylemesi bölgede güvenliğin sağlanmasında Avrupa’nın Türkiye’den başka ortağının olmadığını gösteriyor. [6]Avrupa Komisyonu tarafından Ekim 2011’de yayımlanan Genişleme Stratejisi Belgesi’nde “Türkiye AB’nin güvenliği ve refahı için kilit bir ülkedir. Türkiye’nin birçok kritik alanda AB’ne sağladığı katkı ancak aktif ve inandırıcı bir katılım süreci ile etkin hale gelebilecektir” ifadelerine yer verilmiştir. Son yıllarda tüm bu yaşananlar ve söylenenler Türkiye’nin Avrupa Birliği için vazgeçilemeyecek konumda olduğunu bir daha gözler önüne seriyor.

[1] Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlığı, Türkiye-AB İlişkilerinin Tarihçesi, son erişim tarihi 26.03.2016 http://www.ab.gov.tr/index.php?p=111

[2] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Dış politika, Türkiyenin Enerji Stratejisi, son erişim tarihi 26.03.2016 http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa

[3]Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Dış politika, Türkiyenin Enerji Stratejisi, son erişim tarihi 26.03.2016  http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa

[4] BBC- 5 Soruda AB-Türkiye mülteci planı, son erişim tarihi 26.03.2016 http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/03/160308_ab_turkiye_gocmen

[5] Bloomberg, son erişim tarihi 26.03.2016,  http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1866875-davutoglu-avrupanin-guvenligi-turkiyeden-baslar

[6] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Dış politika, son erişim tarihi 26.03.2016,  http://www.mfa.gov.tr/sorular.tr.mfa

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı