BÖLGESEL ANALİZLERDIŞ POLİTİKASİZDEN GELENLERTÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

AB, Türkiye’yi Niçin Kabul Etmedi?

RAHİM ER

İstanbul Üniversitesi, Hukuk

Bir zamandır Fransa’da, Almanya’da ve daha başkalarında araştırmalar ve kitaplar yayınlamakta. Tahminlere göre 15 sene sonra Fransa’nın hem devlet reisi ve hem de başbakanı Müslüman olacakmış. Onlar ne kadar Müslüman ve nasıl Müslüman olurlar bilemeyiz ama Fransızlar, Fransız Guyanası’na nakli hâne edemeyeceklerine göre kaygılılar. Aynı kaygıların Almanya’da yaşanmadığı, faraza Danimarka’da duyulmadığı söylenemez.
Böyle bir Avrupa’da İslâma korku ile bakılır.
Herhalde şunu görüyorlardır.

Vaktiyle köle olarak veya işçi olarak getirdikleri insanların yeni nesillerine karşı öz evlerinde mağlup duruma düşmekteler. Eski köle ve işçilerin çocukları eski sahip ve patronlarına karşı her ne kadar sevecen davransa bile yerli unsurlarda kaybeden taraf haleti ruhiyesi hâkim.

Avrupa’daki 45 milyon Müslüman’ın 2071’de 100 milyona dayanmasını hesap ediyor olabilirler. O tarihte 125 milyon olmuş bir Türkiye de tahayyül edebilirler. Veya en kötü ihtimalle Türkiye ve Avrupa’daki Müslümanlar, 2071’de 175 milyona ulaşmış olabilir. Böyle bir netice, her Hıristiyanın tüylerini diken diken eder.

Avrupa’da artık İslâmofobi/İslâm korkusu yok, yükselen İslâm nefreti var. Avrupa birlikte yaşama kabiliyetini yitiriyor. Bu yüzden bugün karikatür yarın daha tehlikeli bir intikam aracı kullanabilirler. Derin Avrupa, derin PKK’nın silah bırakmaması için her yola gidebilir. Esad’a takviye yapabilirler.
Gerileme sürecine girmiş, işsizliğe çâre bulamayan, nüfusu artmayan bir Avrupa’da yabancı düşmanlığı, İslâm düşmanlığı ve ırkçılık beklenmedik bir gelişme değildir.

Dün, kalabalık fakat aynı zamanda askerî darbeler ve iktisadi krizler içinde ve vesayetler altında bir ülkeydik. Bugünse dünyanın sayılı yükselen güçlerindeniz. Buna rağmen niye kapıda bekletilmekteyiz? AB mâdemki geriliyor, mâdemki problemler içinde, bu Avrupa’ya genç ve enerjik Türkiye, can suyu olmaz m?
İlk sebep yukarıda dediğimiz gibi Müslüman olmamızdır.

Biz, ne kadar hoşgörülü baksak da AB netice itibariyle Hıristiyan milletlerin birliğidir. Bütün batıda Müslüman ötekidir. PEGIDA gösterilerinde Yeşiller Partisi eş genel başkanı Cem Özdemir için “vatandaş olması, Alman olması demek değildir, partisini de alsın gitsin!” ihtarı, kindar niyeti ortaya koymakta. Bu “ya sev ya terk et!” ifratından da ifrattır. “Sevsen de git!” diyor.

56 yıldır AB kapısında bekletilmemizin kinci sebebine gelince:
AB’ye girmenin diyetini ödemedik, o çapta bir tâviz vermedik.
Harf inkılabı, Hanedan lağvı, Hilafeti askıya almak, hukuk iktisabı, laiklik, Ayasofya’yı camilikten çıkartmak, kıyafet değiştirmek, Musul’u, Kerkük’ü, Haleb’i terk etmek…
Bunlar bile Avrupa’yı tatmin etmedi.

Eğer, Güney Doğudan vazgeçseydik, o zaman küçülmüş Türkiye ile Güney Doğuda kurulacak politik yapı, AB’ye hemen alınırdı. Unutmamalı ki Kore’de 1200 Mehmedciği şehid vererek NATO’ya girebilmiştik.
İyi ki almamışlar.
Alamamışlar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı