SİZDEN GELENLERTARİHTÜRKİYE

Keşf El Esrar (Gizlerin Açığa Çıkması)

Bir de kendini sözüm ona aydın diye tanıtanlar var ya, konuştuklarıyla, yazdıklarıyla ülkeyi karıştırmaya çalışmaktadırlar. Peki bunlar kime göre aydın? Memlekete ne faydaları olmuş ki böyle bir unvan almışlar? Memlekette bu kadar çok aydın vardı da niye yıllar önce memleketi aydınlatmadılar?

M.EREN AKIN

Atatürk Üniversitesi, İşletme

Türkler, tarihin her döneminde kendilerine ait bir devletin egemenliği altında bulunmuş, kimseye boyun eğmemiştirler. Türklerde yaşadığı her dönemde devletin yıkılmasına engel olamamış ama kendilerini korumasını bilip, yeni oluşumlarda yer almışlardır. Türkleri yıkmanın harp meydanlarında olamayacağını anlayan “Dış düşmanlar” iki yola başvurmuştur:

1-Türklerin maneviyatını çökerterek, Türklerin maneviyatına uymayan fiilleri kabul ettirmek.

2-Ülke toprakları üzerinde yaşayan azınlık guruplara karşı iki yüzlü davranıp ülkeyi iç savaşa sokmak.

Her iki gurupta da başarı sağlanmıştır. Dış düşmanlar amaçlarına tam olarak ulaşamamış olsalar da, bizim amaçlarımıza ulaşmamızı bu yolla engellemişlerdir.

Sultan 2. Mahmud’un emriyle, 1821’de Yunan isyanına destek verdiği için patrikhanenin orta kapısında asılan patrik Ghrighorius, Rus Çarı Nikola’ya yazdığı gizli mektupta, Türkler hakkında şunları yazmıştı: “Türkleri madden ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler, Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetlidirler; gayet mağrurdurlar ve izzet-i iman sahibidirler. Bu hasetleri dinlerine bağlılıklarından ve padişaha olan itaat duygularından ileri gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Türklerin evvela itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını parçalayıp din sağlamlığını zayıflatmak lazımdır. Bununda en kısa yolu onları milli geleneklerine ve maneviyatlarına uymayan harici fikir ve geleneklere alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin çok güçlü ve kalabalık kuvvetler karşısında kendilerini zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve onları artık maddi vasıtaların üstünlüğü ile de yıkabilmek mümkün olacaktır. Bu sebeple Osmanlı Devleti’ni yıkmak için, harp meydanlarındaki zaferler tek başına kafi değildir. Yapılacak olan; Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki bu tahribatı yamalmamaktır.” Buradan da anlaşılacağı gibi Türkleri yıkmak için uygulamaya konan birinci yol uzun zaman öncesinden planlanıp uygulamaya konulmuş ve şimdi meyveleri toplanmaktadır.

Büyük İskender, felsefenin duayeni olan çağdaş Aristo’ya bir mektup yazar: “Zapt ettiğim topraklarda insanları tahakküm altında tutabilmek için neler yapmalıyım? Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim? Hapse mi atayım? Kılıçtan mı geçireyim?” Aristo cevap olarak der ki:”Birincisini yaparsanız, sürgünde toplanıp size başkaldırırlar. İkincisini yaparsanız, hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar. Üçüncüsünü yaparsanız, onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür ve ileride senin tahtın için tehlike olur. Şayet rahat etmek ve tahtını korumak istiyorsan, insanların arasına nifak tohumu ekeceksin! Onlar birbirleriyle savaşınca, kendini hakem olarak kabul ettireceksin, ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.”

Günümüzde bunu en iyi şekilde yapan ABD, bunun en güzel örneğini Irak’ta verdi. Şimdi ise dış düşmanlar tarafından aynı tutum ülkemize karşı sergilenmektedir. Kürt-Türk, Alevi-Türk… gibi ayrımlar yapılarak ülke bölünmeye çalışılmıştır. Şimdi de kardeşler arasına nifak tohumu atılmış ve kendilerini Hasan Sabbah’ın müridleri gibi hissedenler ateşe körükle gitmektedir. Hedef MISIR gibi bir Türkiye. Ama bu Küresel Koalisyon’un son çırpınışı… Yeni sayfayı çevirdiğimizde önümüz daha açık ve iç düşmanlardan temizlenmiş olacak.

Küçük fotoğrafı birleştirince, büyük fotoğraf çıkıyor ortaya… Birileri Büyük Türkiye’yi istemiyor. Bir de kendini sözüm ona aydın diye tanıtanlar var ya, konuştuklarıyla, yazdıklarıyla ülkeyi karıştırmaya çalışmaktadırlar. Peki bunlar kime göre aydın? Memlekete ne faydaları olmuş ki böyle bir unvan almışlar? Memlekette bu kadar çok aydın vardı da niye yıllar önce memleketi aydınlatmadılar?  Dış güçlerin gözlüğüyle bakan Türk Aydınları(!)  var. Ancak bir yabancının dile getireceği sözleri, kendi memleketine bir bakış açısı olarak kullanıyor bu Türk Aydınları! Aydın olmak kargaşa oluşturmakla eşdeğer anlam taşıyorsa, memleketimizin böyle aydına ihtiyacı yoktur…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı