HUKUKSİZDEN GELENLERULUSLARARASI İLİŞKİLER

Ulusal ve Uluslararası Alanda Wikileaks

Sürekli olarak gelişen ve durdurulması imkansız hale gelen internet teknolojisi sayesinde, insanoğlu istediği her şeye kısa sürede ve her zaman ulaşabilir hale gelmiştir. Bu durum, en güzel şekliyle “küresel köy” diye tabir edilen, sıradan bir vatandaşın bile dünyadaki her yer hakkında bilgi sahibi yapan, her türlü olaylar hakkında bilgi veren ve bireyleri her yere hakim birer vatandaş pozisyonuna getiren kavramla ifade edilebilir. İlerleyen internet teknolojisi hem teknolojik aletleri küçültmüş, tabiri caizse her şeyi tek bir parmağın altına getirmiş hem de zaman ve mekan sınırlamasını ortadan kaldırmıştır.

İnternet teknolojisinin dünyayı küçültmesi ve insanlar tarafından ciddi bir şekilde rağbet görmesi, gerek insanlar açısından ve gerekse devletlerarası ilişkiler açısından olumlu ve olumsuz sonuçlar meydana getirmiştir. Şüphesiz, hayatımızı kolaylaştıran ve insanları bir çok konuda bilgi sahibi yapan internet; bazen eğitmek ve bilgilendirmek amacından sapıp, propaganda ve ülkelerin iç işlerine karışma gibi konulara hizmet etmiştir.

Wikileaks’inde; bir yandan dünya da olup bitenleri halka anlatmak, kamuoyunu aydınlatmak amacına sahip ancak diğer yandan da ulusal güvenlik, devlet sırları ve paylaşılamayan bilgi kavramlarının ihlal edildiği tam bir iyi-kötü paradoksudur. Halk açısından iyidir; çünkü halk, devlet ile ilgili işlerde bir nebze de olsa merakını gidermiştir. Diğer yandan, yani, devlet açısından da kötüdür çünkü devlet sırları ve paylaşılamayan bilgilerin tüm dünya tarafından bilinmesi ülkeler üzerinde ciddi sonuçlara neden olmuştur.

Bu çalışmam da wikileaksin ulusal kanadının temel argümanını oluşturan halkın haber alma hakkı, basın özgürlüğü, şeffaflık ve uluslararası alanda da wikileaksin uluslararası ilişkiler kavramına etkisi ve wikileakse yakıştırılan tanımlar üzerinde durulacaktır.

ULUSAL ALANDA WİKİLEAKS

Wikileaksin kurulma amacına baktığımızda, amacının halkın haber alma hakkına dayandırdığını görürüz. Ancak wikileaks sıradan haberler yerine ülkelerin gizli belgelerini ifşa etmesi “wikileaks sızıntı belgelerinin yayınlanmasının basın özgürlüğüne girer mi, yoksa bu belgeleri yayınlamak suç mudur? sorusunu akıllara getirir. Bu soruların cevaplarını kesin bir şekilde söylemek güçtür ve bu sorulara tekrardan bir “neden” sorusunu sormamızı gerektirir. O zaman, wikileaks sızıntı belgelerinin paylaşılması neden basın özgürlüğüne girer ve ya girmez? Ve bu belgelerin paylaşılması neden suçtur ve ya suç değildir? Bu soruların cevaplarını arayalım.

Bugün en gelişmiş ülkelerin de savunduğu basın özgürlüğü kavramı, medyanın gazete, internet, televizyon aracılığıyla dünyada olup bitenlerin halka çeşitli araçlarla bildirilmesidir. Zaten wikileaksin kurulma amacının da “halkın haber alma hakkına” dayandırdığını göz önüne aldığımızda bu belgelerin basın özgürlüğüne gireceğinden şüphe yoktur. Ancak, bazı uzmanlara göre, sızıntı belgelerin devlet sırları ve paylaşılamayan bilgileri tüm dünyaya ilan ettiği için ülkelerin ulusal güvenliklerini tehdit ettiği düşünülür. Çünkü “… ‘ulusal güvenlik’ kaygısı , temel hak ve özgürlükleri askıya alan uygulamalara neden olmaktadır ve bu nedenledir ki basın özgürlüğü ile övünen pek çok ülkede bugün hem wikileaksin kendisine ve hem de belgeleri yayınlayan internet haber sitelerine yönelik erişim engelleme kararları uygulanmaktadır. Yani ‘ulusal güvenlik’ kaygısıyla temel hak ve özgürlükleri askıya alan resmi devlet ideolojisine göre suç teşkil etmektedir.

Wikileaks belgelerinin ister sızdırılarak ister çalınarak kamuoyuna sunulması ve basın özgürlüğü- halkın haber alma hakkının karşısına devlet sırrı-paylaşılamayan bilgi-ulusal güvenlik sorunsalını meydana getirmesinin diğer yüzünde “wikileaks halk arasında ‘ey devletim beni bir daha kandırma’ diyerek halkın sembolü olmuştur.

Wikileaks olayı bizlere göstermiştir ki ülkelerin gerek iç ve gerekse dış politika da şeffaf olmaları her zaman için onlara avantaj katmaktadır. Bu doğrultuda “… çıkarılması gereken ders, öncelikle, devletlerin güvenlik açıklarını kapatmak değil, devlet güdümlü yasa tanımazlığın önüne geçmektir.

ULUSLARARASI ALANDA WİKİLEAKS

Wikileaksin sızıntı belgelerinin gerek ulusal ve gerekse uluslararası ilişkilerde bir çok şeyi değiştirmiştir ve hatta uluslararası ilişkiler kavramına yenileme potansiyeli getirmiştir. “Wikileaks olayı giderek “uluslararası”, “devletlerarası” ve buna bağlı olarak “uluslararası ilişkiler” kavramlarının tanımına da yansıyacaktır. Dolayısıyla bu kavramların tanımını, bu bağlamda klasik anlamda tanımlanan “devletlerarası” ilişkiler anlamından uzaklaşarak devlet dışı tüm unsurların ve aktörlerin etkileşimini ve bu ilişkilere olan etkileşim sürecine etkisini dikkate alan daha geniş bir anlamda tanımlamak gerekmektedir. Artık uluslararası politikayı sadece egemen devletler arasındaki bir etkileşim olmaktan öte; bunu bireyler, gruplar, uluslararası örgütler ve internet sitelerinin de dahil olduğu ve etkilediği bir süreç olarak görmek gerekir”. Yani wikileaks sadece uluslararası ilişkileri etkilememiş, uluslararası ilişkiler kavramını etkileme ve yenileme potansiyeli göstermiştir.

“Doğrudan olmasa da dolaylı bir etki yaptığını söyleyeceğimiz wikileaks gerek ulusal ve gerekse uluslararası ilişkiler bağlamında bir çok şeyi değiştirecektir. Artık uluslararası ilişkilerde, devletler “devletin temel aktörler” olarak kabul edilmekle birlikte, devletin yanında devlet dışı kategorilerinin de analiz birimi olarak ele alınması söz konusudur. Meydana gelen yeni gelişmeler ışığında uluslararası ilişkilerin ve devletlerarası ilişkilerin çok karışık ve çetrefilli hal aldığı açıktır. Klasik anlayışta kamuoyu, çıkar grupları, bürokrasi, çok uluslu şirketler ve bireyler gibi farklı odakların dış politikaya ilişkin konumları pek fazla dikkate alınmamaktadır. Ancak wikileaks olayında da görüldüğü gibi bireylerin önemi bile dış politika da önemli bir hal almaktadır”.

“Wikileaks belgeleri üzerindeki ciddi tartışma konularından biri, belgelerin dünyada diplomatik krize neden olup olmayacağı üzerine şekillenmiştir. Nitekim ABD ve temsilciliklerine ait gizli belgelerin yayınlanmasının yarattığı etki “diplomasinin 11 Eylül”olarak nitelendirilmiştir. Wikileaks belgelerinin ortaya çıkmasının, ülkelerin diplomatik ilişkilerini sarsacağına, anlaşamaların bozulmasına ve ya askıya alınmasına yol açacağına ve uluslararası sistemde ülkeler arası düşmanlık yaratacağına dair bazı yorum ve eleştiriler yapılmıştır. Ancak bu belgelerin diplomatik yazışmalar olduğu ve dış politikanın da diplomatik temsilciler tarafından değil dış politika yapımcıları tarafından yapıldığı için doğrudan ülkenin dış politikası olarak görülemez”.

Wikileaks üzerinde gündeme gelen tartışma konularından biri de “wikileaks belgelerinde olumsuz bir şekilde anılan Zeynelabidin Bin Ali, Muammer Kaddafi gibi liderlerin Arap Baharı sürecinde başına gelenler bu sitenin Orta Doğu’nun diktatörlerden kurtulması adına faydalı olabileceği iddialarıdır” . Bu iddiaların doğruluğunu kabul etmenin veya etmemenin zorluğunu bir yana bırakırsak bu söylem bile wikileaksin uluslararası alanda diplomatik bir ağ oluşturduğunun göstergesidir.

Sonuç olarak baktığımızda, wikileaks olayının artık hem devletlerarası ilişkiler hem de insanlar bazında geri dönülemez olaylara vesile olmuştur. Halk artık gerek kendi ülkesinin iç politikasında gerekse ülkelerinin dış politikalarında daha şeffaf ve her şeyin kamuoyu önünde yapılmasını isteyip daha fazla bilgilendirilmek istemiştir. Ancak bunun devletler gözüyle ne denli sağlıklı ve olumlu sonuçlar vereceği tartışmalıdır.

Uluslararası ilişkiler bazında bakıldığında da gerek Kenya gibi ülkelerin seçim sonucunun kaderini değiştirmesi ve diplomasi de “diplomasinin 11 eylülü”, “wiki-tsunami”, “wikileaks depremi” gibi isimlerle anılması wikileaks olayının ülkeleri ne denli etkilediğini göstermektedir. Dünya için bir dönüm noktası olan ve artık olaylara 11 eylülden önce ve 11 eylülden sonra gözüyle bakıldığını düşündüğümüzde, diplomaside olmasa bile, uluslararası ilişkiler kavramı için bu durum bir dönüm noktası olabilir ve hatta olmalıdır. Uluslararası ilişkilerin baş aktörü yine devlet olup bunun yanında yardımcı aktör olarak internet siteleri yerini almalıdır. Şüphesiz bu nokta da wikileaks, internet sitelerini yardımcı aktör olarak önemini bizlere hatırlatmıştır.

 Özge ONUR
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler
 
“Wikileaksin Ardından”, (İzmir Barosu İnternet ve Bilişim Komisyonu Bülteni, 2011), http://izmirbarosu.org.tr/IzmirBaro/pdf/yayinlar/bilisimkomisyonue-bulten.pdf.
İzmir Barosu, a.g.e.
Çağrı Erhan, “Yalancının Mumu Wikileaks’e Kadar Yanıyor” , USAK Stratejik Gündem, 24 Aralık 2010, http://www.usakgundem.com/yazar/1893/yalanc%C4%B1n%C4%B1n-mumu-wikileaks%E2%80%99e-kadar-yan%C4%B1yor.html.
Çağrı Erhan, a.g.e.
Veysel Ayhan, “Wikileaks Sonrası Uluslararası İlişkiler”, 7 Temmuz 2012, http://www.politikakademi.org/2012/07/wikileaks-sonrasi-uluslararasi-iliskiler/.
Veysel Ayhan, “Wikileaks Sonrası Uluslararası İlişkiler”, 7 Temmuz 2012, http://www.politikakademi.org/2012/07/wikileaks-sonrasi-uluslararasi-iliskiler/.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Raporları (USAK), Nisan 2011.
http://www.usak.org.tr//dosyalar/rapor/JCgXMvKgL3YkyVS8NsGRs8TKqAI2xG.pdf
Ozan Ömerci, “Diplomasinin 11 Eylül’ü: Wikileaks”, 13 Şubat 2012, http://ydemokrat.blogspot.com/2012/02/diplomasinin-11-eylulu-wikileaks.html.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı