AVRUPADIŞ POLİTİKAEKONOMİSİZDEN GELENLER

Avrupa’nın Hard Power’ı

YUSUF MURTEZA

 Ege Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Realist bir bakış açısı ile Avrupa devletlerinin, sert güç bağlamında incelenmesi.Tarih boyunca, Avrupa kıtası en muzaffer ordulara ev sahipliği yapmıştır. Büyük İskender, Kartacalı Hannibal, Napolyon, Hitler ve dahası… Avrupa ulusları bir zamanlar dünyaya egemen olmuşlardı.

Coğrafi keşifler ile birlikte başlayan ve merkantilist bir ekonomi sistemi ile perçinlenen sistemde devletler sürekli önde olmak arzusu ile yeni dünyada kan kusturmaktaydılar. Soğuk Savaş süresince yaşanabilecek Sovyet istilası sebebiyle ki mevcut koşullarda mantıklı değildi, askeri teknolojilerini ve kapasitelerini geliştirmeyi devam ettirdiler. Büyük oranda ABD desteği ile Batı Avrupada herhangi bir Sovyet etkisinin kırılması hedeflenmiştir.

Devletlere münhasır egemenlik yetkisinin aşınmasına yol açan ve uluslararası ilişkilerde, devletlerin yanında başka aktörlerin yer almasına yol açan küreselleşme adı verilen süreç ile birlikte devletlerin diplomaside temel sorunlarını Joseph Nye’nın soft power kavramı bağlamında doğrudan askeri kuvvetler kullanımı yerine, ekonomik hegemonya, prestij ve popüler kültür gibi unsurlar ile uyum içerisinde çözmesidir. Bununla birlikte hard power kavramını dama atmak için çok erken, devletler ünlü savaş teoristeni Clausewitz’in dediği gibi savaşı dış politika aracı olarak kullanmayı sürdürmekteler.

Her ne kadar günümüzde Avrupa eski ihtişamlı günleri kadar olmasa da etkili ve mobilize ordulara ev sahipliği yapmaktadır. Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Doğu Ukrayna’ya müdahalesi ile başlayan
süreçte Baltık devletleri bir sonraki hedefin kendileri olabileceğini düşünerek ekonomilerinde askeri bütçelerini arttımaya karar verdiler. Şu ana kadar açıklanan 14 NATO üyesinin verilerine bakacak olursak, bunlardan sadece ABD ve Estonya’nın NATO’ya üye devletlerin sağlaması gereken %2’lik savunma bütçesine ulaştığını görüyoruz. Bununla beraber üst sıralarda AB lokomotifi olan Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık bulunmaktadır.1

Rusya, her ne kadar Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gücünün büyük bir kısmını donanması ve nükleer silahları ile birlikte bırakmak zorunda kaldı ise de Putin ile birlikte tekrar eski gücüne kavuşmayı arzulamaktadır. Etki alanında gördüğü, Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği döneminde topraklarının içinde bulunan komşu devletlerin etki alanından(Sphere of Influence) çıkmasını engellemeye çalışmaktadır. Şu an için her ne kadar küresel bir güç olacak durumda değil ise de bölgesel güç olarak NATO genişleme paketini ve füze savunma sistemini kendisine tehtit olarak algılamakta ve askeri gelişimini sürdürmektedir.

Putin’in imzalamış olduğu yeni askeri konsepti yayınladı. NATO’nun açıkça Rusya’nın egemenliğini ve güvenliğini tehtid ettiği belirtiliyor2.Rusya’nın askeri gücünün temel faktörlerinden biri Soğuk Savaş döneminde ABD ile rekabete tutuştuğu ve dünyanın uygarlığı yok edebilecek bir savaştan kılpayı döndüğü nükleer silahlardır. Rusya’nın binlerce stratejik ve taktik amaçlı olmak üzere nükleer başlığa sahip olması onu nükleer başlıklar açısından ABD’nin tek rakibi yapmaktadır.

Bununla birlikte Rusya’nın konvansiyonel kuvvetleri istenilen seviyeye ulaşmış değildir. Bir zamanların güçlü Sovyet donanması, Kathusya’lar, IS-2,T-34 tankları ile İkinci Dünya Savaşında büyük işler başarmış olan Kızıl Ordu, Sovyetlerin parçalanmasının ardından yerine kurulan Kara Kuvvetleri hala eski Sovyet sistemlerini kullanmaktadır. Açıklanan yeni bütçe ile birlikte en geç 2020’ye kadar Rusya’nın hava kuvvetlerini ve donanmasını güçlendirmek hedeflenmektedir. Rusya Avrupa’da en güçlü askeri kapasiteye sahip olan devletlerin başında gelmektedir. Tasarlamış olduğu 5. nesil hayalet uçakları ve yeni nesil Armata tanklarını sahaya sürecektir. Kendi silah sistemlerini bağımsız olarak üretebilen bir kaç Avrupa ülkesinden biridir. Son olarak Rusya’nın kendi komşularına oranla askeri kuvvetleri daha iyi yetiştirilmiş ve daha iyi modernize olmuş durumdadır.

Fransa, Avrupa’da etkili askeri kuvvetlere sahip ülkelerin başında gelmektedir. Birleşik Krallığın aksine tamamen bağımsız olarak kendi nükleer silah sistemleri ile caydırıcılığa ve kendi nükleer üslerine sahiptir. İlk vuruş yeteneği sonrasında açığa çıkabilecek olan nükleer stokların kaybını en aza indirmek ve açık denizlerde prestijini korumak istemesi sonucunda balistik füze taşıyan nükleer denizaltılara sahiptir(Crozon).

Fransa aynı zamanda 218.000 kişilik aktif askeri personele sahip olmasıyla güçlü bir konvansiyonel kuvvetlere sahiptir. Fransız ordusu AMX LeClerc ana muharebe tankları ve EurocopterTigre helikopterlerine sahiptir. Fransız donanması bünyesinde nükleer güçle çalışan uçak gemisi bulunmaktadır. Aynı zamanda F-35 JSF projesinde istediği değişiklikleri yaptıramayınca projeye müşterek olmadı ve kendi çok amaçlı uçağı olan Rafale avcı uçaklarının gelişimini tamamlamıştır.

Büyük Britanya, çok uzun zaman önce İngiltere dünyanın en güçlü askeri kuvvetlerine sahip olmuştur. Kraliyet Donanması uzunca süre boyunca açık denizlerde Birleşik Krallık bayrağını dalgalandırdı. Birleşik Krallık hala Avrupa’da en güçlü askeri kapasiteye sahip devletlerden biridir ama küresel bir güçten ziyade bölgesel anlamda etkili olmaya çalışan bir commonwealth görmekteyiz. Birleşik Kralıık nükleer başlığa sahip ülkeler listesinde ama bu başlıklar ve stoklar ABD tarafından desteklenmektedir. İngiliz hava endüstrisinin İkinci Dünya Savaşı yıllarında üretmiş olduğu güçlü uçaklarından geriye pek bir şey kaldığı söylenemez.

İngiliz uzay sanayi bu anlamda daha çok ABD ve kendi müttefikleri ile müşterek silahlar geliştirmeyi yeğlemektedir. Bugün Birleşik Krallık Queen Elizabeth sınıfı uçak gemisi yapımına devam etmektedir. Bu yeni uçak gemileri F35B çok amaçlı uçaklarını kullanacaklardır. Bununla birlikte askeri personeline gerçekten önem veren Birleşik Krallık kara kuvveetlerinde zırhları çok kalın olan Challenger 2 ana muharebe tankını kullanılmaktadır. İngiliz Özel Kuvvetleri ise dünya üzerinde itibarını korumaktadır.

Almanya, 20.yy’ da gerçekleşmiş olan iki dünya savaşı yenilgisinin ardından gündeminde askeri önemi azaltmıştır. Almanya günümüzde sahip olduğu güçlü endüstrisi ile birlikte dünyanın en güçlü tankına yani Leopard 2 tankına sahiptir. Aynı zamanda kurt kapanı taktikleriyle İkinci Dünya savaşında müttefik gemilerin korkusu olan U-boatların yapımı devam etmektedir.1910 yılında kurulduğu kabul edilen Alman Hava Kuvvetleri Lutwaffe, Avrupa Birliği ülkeleri ile ortak tasarlanan Eurofighter Typoon ve Tornado adlı savaş jetlerini envanterinde bulundurmaktadır. Almanya’nın hali hazırda nükleer silahı bulunmamaktadır ama nükleer paylaşım adı verilen NATO konsepti ile caydırı amaçlı nükleer silahlara ev sahipliği yapmaktadır. Alman askeri kuvvetleri iyi eğitilmiş ve modernize olmuş durumdadır.

KAYNAKÇA
1)http://www.europeanleadershipnetwork.org/medialibrary/2015/02/20/04389e1d/ELN%20NATO%20Budgets%20Brief.pdf ,European Leadership Network,erişim tarihi 4.04.2015
2) Majumdar,Dave,”Europe’s Deadliest Military Powers” , The National Interest , http://nationalinterest.org/feature/europes-4-deadliest-military-powers-12214 , son erişim tarihi 5.04.2015

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı