AMERİKAHABERSİYASETSİZDEN GELENLERTÜRKİYE

Başkanlık Sistemi

Yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin ve sert bir kuvvetler ayrılığına dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde yürütmenin iktidar olanaklarının genişleten bir hükümet sistemidir.

ABDULAZİZ ÖZDEN

Başkanlık sistemi bir yürütme erkinin yasama organlarından bağımız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükümet sistemidir. Dünyada başkanlık sitemiyle yönetilen ülkelerinin neredeyse hepsinde bazı başkanlık sistemi özellikleri vardır bunları böyle sıralaya biliriz.

  • Devlet başkanı ( Başkan ) yasa öneremez ama parlamentonun çıkardığı yasaları veto hakkına sahiptir. Başkan tarafından veto edilmiş yasanın başkana takılmadan kabul edilmesi için parlamentonun dörtte üçü kadar kabul oyu kullanılması gerekir. Böylece çıkarılan yasanın başkanın veto etme hakkını elinden alır.
  • Başkanlık siteminde başkanın seçilmesi durumunda Parlamenter sistemdeki gibi hükümetin güven oyu alama gibi bir sorunu yoktur. Başkan Halk tarafından seçildiği için Parlamentonun Başkanı görevden alma gibi bir yetkisi de yoktur ancak her başkan seçilen kişi doğru kişidir de denilemez ve bunun için parlamento başkanı görevden alamazsa da parlamentonun dörtte üçü kabul oyu kullanması sonucunda ülke erken seçimlere gidebilir. ( böyle bir şeyinde kolay olmadığını herkes gibi tahmin edebiliriz )
  • Başkanlık siteminde Başkan kendi bakanlarını seçebilir ancak parlamentonun onaylaması gerekir. Başkan Bakanların, ordunun ve yürütme erkanın çalışmalarını bizzat yönetme yetkisine sahiptir ancak yargıya müdahale edemez.
  • Başkan yasma ve yürütmenin anlaşamadığı konularda karar verme yetkisine sahiptir. Örneğin hüküm giymiş mahkum veya suçluları affetmek genelde Başkanın elindedir.

Başkanlık sisteminde başkanın bazı ayırt edici özellikleri vardır bunlarda

  • Başkanı doğrudan Halk seçer
  • Yürütme organı sadece onun yönetimindedir
  • Başkan parlamentodan güven oyu alma ihtiyacı duymaz

Başkanlık sisteminin parlamentere sisteme göre avantajları olduğu gibi dezavantajları da buluyor ben size öncelikle avantajlarını ele alalım başkanlık sisteminin parlamenter sisteme başlıca üç avantajı bulunur bunları böyle sıralaya biliriz.

DOĞRUDAN YETKİ: Başkanlık sisteminde başkan doğrudan halk tarafından seçilir. Bazılarına göre bu devlet başkanının gücünü dolaylı yollardan göreve getirilen liderlere kıyasla daha meşru kılar. ABD’de devlet başkanı halk oylamasından hemen sonra toplanan Seçiciler kurulu tarafından seçilir. Başbakan genelde kendi partisinin millet vekillerinin kullandığı oylarla seçilir. Tabi bunun içinde partinin mecliste iktidar parti olacak kadar oy alması gerekir. Pek çok parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde iktidar parti ile muhalefet parti arasında yeterince fark olmuyor ve eğer bu ülkedeki parlamento da yer alan partiler ideolojik ve dini inançları için disiplinli ve katı bir yapıya sahipse ülke istikrar göstermekte çok zorluk çekebilir ( Türkiye’de bulunan partilerin geneli bu özelliği taşır. ) Başkan ise doğrudan halk tarafından seçilir ve yürütme tek elde bulunur halk başkan için ayrı parlamento seçimleri için ayrı oylar kullanır halk tarafından seçilmiş bir bakan halkın gözünde daha demokratik olduğu savunulabilir. Bir çok başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede eyaletlerin veya şehir valilerini bile bölge halkı seçim ile seçer ancak vali seçimleri illaki başkanlık sistemiyle olacak diye bir şeyde yok örnek verecek olursak Almanya parlamenter sistemle yönetiliyor ancak valileri bölge halkı seçiyor.

KUVVETLER AYRILIĞI ( YARGI-YASAMA-YÜRÜTME ): Arasındaki sert ve kesin yasalarla belirlenir yasama ve yürütme birbirini denetleme yetkisine sahip olduğu için bir birlerinin işlerine müdahalede bulunmaları çok zor olur.

HIZLI KARAR MEKANİZMASI: Başkanlık sisteminde başkan parlamentoya daha az bağlı olduğu için parlamenter sistemden daha hızlı bir şekilde sorunları yanıtlayıp çözüme ulaştırırlar. Başbakan bir karar almak için parlamentonun desteğine ihtiyaç duyar ve eğer sert bir kabuk içinde disiplinli partiler tarafından oluşmuş bir parlamentoysa bu kararların alınmasını oldukça geciktirip istikrarsız ve sorunlarına çözüm üretemeyen bir parlamento halini alır.

Başkanlık sistemindeki bazı dezavantajlara da göz atalım.

  • Mecliste çoğunluğu sağlayamayan bir başbakan ya koalisyon yahut azınlık hükümeti (örneğin 1997′de kurulan ANAP-DSP-DTP-Bağımsızlar koalisyonu) kuracaktır. Bir başbakan çoğunluk hükümetini yönetse bile yine de parti üyelerine (soyut kurallarla) bağımlıdır. Diğer taraftan başkanlık sisteminde devlet başkanı diğer partileri marjinalize etmekle kalmaz, kendi partisi içindeki hizip grupları da etkisiz hale getirebilir. Hatta isterse mensubu olduğu partiyi terk bile edebilir. Bu sebepten görev süresi boyunca herhangi bir grupla ittifak ve işbirliği duymaksızın tek başına başkanlık durumu pek çok sebepten endişe vericidir. Bu konuda Juan Linz şöyle demiştir: Başkanlık sisteminde tehlike görev süresinin esnek olmamasıdır. Bu süre boyunca kazananlar ve kaybedenler çok net bir şekilde belirlenir ve kaybedenler 4 veya beş yıl yürütmeye veya yönetime en ufak bir müdahaleleri olmadan beklemek zorundadırlar. Sadece çoğunluğun desteğini gerektiren anayasaların sakıncalı olduğu söylenirken çok büyük yetkilerin tek bir kişiye verilmesi de aynı şekilde sakıncalı kabul edilir Bazı siyaset bilimciler daha da ileriye giderek başkanlık sisteminin demokrasinin pratiklerini işletmede ve devam ettirmede zorluklar yaşadığını ifade ederler. Buna başkanlık sistemini uygulamaya koyan bazı ülkelerin daha sonra otoriter rejime kaymalarını örnek gösterirler. Seymour Martin Lipset ve başka siyaset bilimciler bu durumun demokrasiye götürmeyen ve ordunun büyük rol oynadığı politik kültürlerde yaşandığını ifade ederler.
  • Başkanlık sisteminde yasama meclisi ve başkan halktan eşit yetkiler alır. Hükümetin değişik organları arasındaki çıkan anlaşmazlıkları çözmek çok zordur. Başkan ve meclisin anlaşmazlık içinde olduğu ve hükümetin işlevsiz kaldığı zamanlarda ek anayasal manevralar yaparak sorunları çözmek için çok güçlü bir insiyak vardır bu konuya örnek verecek olursak Ekvador siyasi tarihinde bazı devlet başkanlarının yasama meclisini görmezden geldiği ve hatta bir devlet başkanının Millet Meclisi’ne göz yaşartıcı bomba attırması bu örneklerdendir. Diğer bir başkan meclisin isteklerini onaylasın diye askerlerce kaçırıldı. 1979′dan 1988′e kadar Ekvador, yürütme-yasama çatışması içinde kalıcı bir kriz atmosferi içerisinde kaldı. 1984′te devlet başkanı León Febres Cordero meclis tarafından atanan yargıtay üyelerinin koltuklarına oturmalarını fiziksel olarak engellemeye çalıştı. Brezilya’da devlet başkanları meclisin hiçbir söz hakkı bulunmayan yürütme kolları oluşturup hedeflerine ulaştılar.
  • Başkanlık sisteminin oy verenlere parlamenter sistemdeki gibi hesap sorma hakkı vermediği için Devlet başkanı veya meclis karşılıklı olarak birbirlerini suçlayarak mesuliyetten kaçabilirler. Eski Maliye Sekreteri C. Douglas Dillon ABD’yi tanımlarken: “başkan kongreyi suçluyor, kongre başkanı suçluyor, ve halk kafası karışık halde kalakalıyor” demiştir.
  • Başkanlık sisteminin bir diğer kaygı verici özelliği ise Başkanın Görev süresi dolmadan görevden alınması çok zor olduğudur. Parlamenter sistemde başbakan parlamentodan güven oyu alamadığı takdirde kolaylıkla görevden alına biliyor. Başkanlık sisteminde ise parlamentonun başkanı görevden alma yetkisi yoktur ancak yukarıda da belirttiğim gibi parlamento seçim tarihini öne alma hakkına sahiptir ancak bunu içinde parlamentonun Büyük bir çoğunluğu kabul oyu kullanması gerekir. Ancak bazı başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerde parlamentonun seçimleri öne çekme hakkı da yoktur bu yüzden başkan görev süresi dolana kadar görevde kalabilir ama böyle durumlarla karşılaştığında genelde askeri darbeler söz konusu olur buna örnek verecek olursak. ABD’nin dokuzuncu devlet başkanı William Henry Harrison’ın başkanlığının otuz ikinci gününde ölmesiyle yerine geçen John Tyler. Tyler başkan olduktan sonra partisinin karşısında durmaya başladı ve önerilen pek çok yasayı veto etti. Bunun sonucu olarak pek çok kabine üyesi istifa etti ve Tyler partiden ihraç edildi. Başkanlık sisteminde bir başkan sırf sevilmediğinden dolayı görevinden alınamasa da pek çok ülkede askeri darbelerce başkan görevden alınmıştır.

 Türkiye’de Başkanlık Sistemi Tartışmaları

Türkiye’de yaşanan siyasal istikrarsızlık sık sık başkanlık tartışmalarının yapılmasına yol açıyor. Bu tartışmaların altında yatan nedenler arasında özellikle hükümet sürelerinin çok kısa oluşu ve zayıf icranın güçlendirilmesi isteği yatıyor.

Türkiye’de başkanlık sisteminin avantajlarından 4 tanesini şöyle sıralayabiliriz.

  • İSTİKRAR : Kısa sürelerle görevde kalan hükümetler ülke sorunlarını çözemiyorlar. Özellikle koalisyon hükümetleri süre açısından istikrarın bozulmasına yol açıyor.  Seçim korkusuyla hiç kimse plan ve projelerini uygulayamıyor.
  • HIZLI KARAR ALAMA MEKANİZMASI: Dünyanın gelişme hızına uyabilmemiz, toplumun artan gereksinimlerini karşılayabilmemiz için icranın güçlendirilmesi gerekir. Başkanlık sistemi özellikle icrayı güçlü kılar ve icraattan sorumlu olanı net bir biçimde ortaya koyar.  Kriz dönemlerinde, acil durumlarda hızlı ve etkin bir müdahale güçlü bir icra ile bağlanabilir.
  • BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TÜRKİYE’YE UYGUNLUĞU: Cumhuriyetin ilk yıllarını, İnönü’nün “Milli Şef” dönemini ve Osmanlı’nın 600 yıllık tarihini başkanlık sistemi için yeterli bir    geçmiş ve birikim olarak görenler, başkanlık sisteminin yaşayabileceği bir iklime sahip olduğunu ileri sürmektedirler. Türk halkının yeterli bir devlet kültürüne sahip olduğu, darbe yapan ordunun        bile en geç iki yıl içinde kışlasına çekilerek demokrasiyi getirmeye çalıştığın, sırf bunun bile demokrasiye yatkınlığımız açısından önemli bir kanıt oluşturduğu da bu görüşü savunanlar tarafından belirtilmektedir.
  • BAŞKANLIK SİSTEMİ DİKTATÖRLÜK DEĞİLDİR: Ülkemizde başkanlık rejimi olmadığı halde üç kez askeri darbe olmuştur. Darbelerin temelinde rejimin parlamenter istemde tıkanması ve sosyal –  ekonomik nedenler aranmalıdır.  Diktatörlük eğilimi tüm hükümet istemlerinde mümkündür,

Türkiye’de Başkanlık sistemine karşı çıkan kesimin endişelerinden 4 tanesini şöyle açıklayabiliriz.

  • DİKTATÖRLÜK GELEBİLİR: Demokrasi geleneğimiz başkanlık sistemini kaldıracak nitelikte değildir.  Bu sistem demokratik gelişmesini henüz tamamlamamış ülkemizde yürütme ile yasamanın birbirine karışmasına ve böylece yürütmenin fiilen üstünlüğüne sebep olacaktır.
  • PARTİLER İDEOLOJİK VE DİNİ İNANÇLARI İÇİN KURULUMUŞ VE DİSİPLİNLİDİRLER BU YÜZDEN BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE’DE İŞLEMEZ: Kıta Avrupası ve Türkiye gibi ülkelerden farklı olarak, ABD de Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler, disiplinli bir yapıda değildirler.  Hatta bir anlamda “no party system”  ABD siyasi sisteminin belirleyici özelliğidir. Kıta Avrupası’ndaki tüm parti sistemlerinden farklı olarak, ABD partileri arasında ideolojik ayrılık yoktur, tek bir liberal partinin içindeki eğilimler olarak nitelendirilebilir. Bu ülkede partili parlamenter parti grup kararları ile bağlı olmadıkları için, Başkanlar ve kongre çoğunluğu farklı partilerden olsalar da yasama-yürütme arasında işbirliği sağlanabiliyor. Bu da iki güç arasında denge kurulmasını kolaylaştırmaktadır. Onun içindir ki, disiplinli partilere dayalı bir siyasi hayatta, ABD tipi Başkanlık rejiminin uygulanması daima askeri darbelere yol açmıştır.
  • BAŞKANLIK SİSTEMİ ÜLKEDE ÇOK DENGELİ BİR YÜRÜTME ERKANI İLE GERÇEKLEŞİR: Başkanlık sisteminin ABD dışında sürekli bir uygulaması yoktur. Bu sistem, tamamen ABD gibi pek çok dengelerin bir arada bulunduğu federal yapılı bir devlette, üstelik ekonomik açıdan hayli güçlü liberal bir ülkede uygulanma zemini bulabilmektedir. Diğer ülkelerdeki başkanlık sistemi örneklerinin hepsi kesintiye uğramaktadır ve demokratik niteliklerden kopuktur.
  • PARLAMENTER SİSTEMİN BAŞKANLIK SİSTEMİNE GÖRE ÜLEKEDE DAHA İYİ İSTİKRAR GETİRİYOR OLMAS: Sistemin reforma ihtiyacı yoktur. Tıkanıklar parlamenter sistemden kaynaklanmamaktadır. Başkanlık sistemi arayışları Türkiye’nin parlamenter rejimle edindiği deneyimleri ve ödediği bedelleri yok saymaktadır. Başkanlık sistemi yasamanın sorunlarını çözememektedir, sadece yürütmeyi güçlendirir, Türkiye’nin temel sorunu yasamanın görevlerini tam anlamıyla yerine getirememesidir.
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı